• Mardin10 °C
  • Diyarbakır4 °C
  • Batman5 °C
  • Şırnak4 °C
  • İstanbul10 °C

Mecit Akgül / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PARMAKLARIN ACISI

23 Ocak 2026 Cuma 01:50

 

 

 

Ertesi gün Lata Kitik'e gittim. Yol üstünde bulunan bağlara baktım. Çocukluğumda köyün sayılı elmalarından biri olan Hacıberces amcanın elma ağacının yerinde yeller esiyordu. Ortalıkta ne ağaç vardı ne de elma, bağda da asma ağacı kalmamıştı. Ağaçta küçücük hafif ekşi elmalar olurdu. Daha doğrusu elmalar hamken yenildiğinden olgun haldeki tadını hiçbir zaman öğrenemedik. Elmalar misket büyüklüğüne gelince, biz çocuklar toplanıp yemeye giderdik. Hacıberces amcanın tüm çabalarına rağmen elmalar olgunlaşmadan tükenirdi. Halime bir seferinde Nuriyi ağacın başında yakalamış, Nuri "Allahıma ben değilim" demiş. Oysa ayağı Halime'nin elindeydi.

Hayalimde elma ağacının yeşilliği, ağzımda küçük elmaların mayhoş tadıyla yürüyorum.

Lata Kitik bağının durumu da içler acısı, fakat önemsemiyorum. Öyle bir çalışıyorum, ellerimle asma diplerinde yılların biriktirdiği otları, yaprakları avuçlayarak alıyorum. Toprak yıllanın tutsaklığından kurtularak burnuma gülümsüyor. Yüzümü okşuyor. Ellerimden yüreğime doğru bir serinlik akıyor.

"Nerelisin?"

"Almanım."

"Alman değilsin."

Kızla otel lobisinde konuşuyoruz. Yaşı yirmi beşi geçkin, saçları bizim kıl keçisinin tüyleri gibi kalın ve gür.

Kara gözlü, geniş yanaklı, yuvarlak çeneli, dolgun dudaklı bir kız. Yanındaki kız arkadaşı sarışın bir Alman.

"Fakat ben Almanım. İstersen kimliğimi göstereyim."

"Senin kimliğinde Alman olduğunu yazıyorsa da, sen Alman değilsin" dedim.

"Alman değilsem, nereliyim?"

"Senin nereli olduğunu biliyorum. Fakat milliyetini kestiremiyorum. İsmini söyle lütfen."

"Silviya."

"Alp'lisın ve İtalyan milliyetindensin."

"Aman tanrım nerden biliyorsun?"

"Yuvarlak çenenden."

"Başka?"

"Alp dağlarının kar'ını anımsatan beyaz yanaklarından."

"Başka?"

"Alp dağların soğuğunda çekiştire çekiştire büyüttüğün burnun'dan"

Kız bir kahkaha attı.

"İsviçre vatandaşıyım, İtalya'nım, Almanya'da oturu-yorum. Evet, Alpliyim. Çok zekisin. Fakat üzgünüm, aramızda yaş farkı var."

Kulağına eğildim, Alman arkadaşının duyamayacağı, bir sesle, "Aristo'dan kalma, zamanı bölümlere ayırma alışkanlığından yola çıkarak bana bakarsan senden yaşlıyım. Fakat Einstain amcanın geçen yüz yılın başında açıkladığı zamanın izafi olduğu tezinden yola çıkarsan ben seninle yaşıtım. Paylaşacaklarımız arasında yaş diye bir şey olmayacak, sadece güzel anlar olacaktır."

Kız bir kahkaha daha attı. Yandaki arkadaşına döndü.

"Anita, ben burada kalıyorum. Sen nereye gidersen git" dedi.

Silviya Almanya'dan otele gelmeden iki hafta önce her zaman aldığım ve abonesi olduğum Bilim ve Ütopya adlı dergiyi okumuştum. Derginin Ağustos sayısında ırklar konu edilmişti. Alp ırkından bir erkeğin fotoğrafı basılıydı.

Silviyayı görür görmez benzettim. Tipik Alp ırkının tüm saflığını üstünde taşıyan, çok hoş ve güzel bir kızdı. Asma ağaçlarının altındaki otları alırken aldığım keyif Silviya'yı okşarken aldığım keyiften az değildi.

Akşama doğru Siviya'yı okşamayla, elle çallı çırpı toplamanın aynı olmadığını anladım. Parmaklarımın ucu ta sinirlere kadar soyulmuştu. Avuçlarımı kapatırken bile müthiş bir ağnı hissediyordum.Yine de umudun bağı yeşerteceği fikri tüm acıyı alıp götürüyordu.

Güvercinler su başlarında ve tarlalarda sürüler halinde havalanıp yere konuyorlardı. Hep hayallerimin içine ediyorlardı. Aynı zamanda, güvercin sevdalısı Zübeyir amcanın güleç yüzünü hatırlatıyorlardı.

 

 

Bu yazı toplam 3684 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA