• Mardin3 °C
  • Diyarbakır0 °C
  • Batman0 °C
  • Şırnak0 °C
  • İstanbul3 °C

Mahabat İskenderoğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KELEPÇENİN SOĞUK YÜZÜ

27 Şubat 2026 Cuma 00:39

 

 

 

Demirin sesi vardır...
İnsan ilk kez o sesi duyduğunda anlar, özgürlük bazen bir kapının kapanmasıyla değil, iki küçük metal halkasının birbirine değmesiyle susar.
Bir sabah vaktiydi. Güneş henüz sokaklara tam yayılmamış, şehrin uykuyla uyanıklık arasında kalmıştı. Adam hayatında ilk kez kelepçenin soğukluğunu hissetti. Soğukluk yalnızca metalden gelmiyordu, bilinmezlikten, korkudan, insanların bakışlarında da geliyordu.
O an şunu düşündü:
“Demek özgürlük bu kadar hafifmiş; iki bilek arasında kaybolabilecek kadar.”
Tarihin çok eski bir gününde, bir başka insanda zincire vurulmuştu. Antik bir meydanda, kalabalığın önünde o gün zincir ağırdı; hem demiri hem utancı taşıyordu. Bugün zincir inceldi, adına kelepçe dendi. Meydanlar değişti, kalabalıklar ekranlara taşındı. Ama bakışların ağırlığı değişmedi.
Kelepçe yalnızca bir araç değildir. O, insanın insana duyduğu korkunun biçim almış halidir. Birinin bileğine takılırken aslında iki duygu çarpışır. Güvenlik der ki; “Toplumu korumalıyım’, özgürlük fısıldar: “Ama beni incitmeden.”
İnsanlık tarihi, bu iki sesin tartışmasıdır birazda. Adam yürürken başını eğmedi, çünkü biliyordu ki kelepçe bilekteydi, ruhunda değil, içinde garip bir düşünce dolaşıyordu: “Belki de gerçek kelepçe demirden değildir.” Gerçek kelepçe , önyargıdır. Gerçek kelepçe, henüz yargı bitmeden verilen hükümdür. Gerçek kelepçe, insanın diğerini anlamaktan vazgeçmesidir.
Demir bir gün çıkarılır, anahtar döner, kilit açılır. Ama insanın zihnine takılan kelepçenin anahtarı yoktur.
Bir çocuk, babasını kelepçeli gördüğünde dünyayı ilk kez ikiye ayırır: Güçlüler ve bağlı olanlar. Oysa hayat bundan daha karmaşıktır. Bazen en güçlü görünen bilekler en kırılgan olanlardır. Bazen de bağlı görünen bir insanın iç dünyası, en özgür uçurumlar kadar geniştir.
Kelepçe, insanın sınırını gösterir, ama insanın değerini göstermez.
Yıllar sonra o adam, o sabahı hatırladığında metalin soğukluğunu değil, kalbinin ağırlığının sesini hatırlayacaktı. Özgürlük yalnızca fiziksel bir hal değildir, insanın kendisine olan inancıdır.
Ve belki de en büyük adalet, bir gün kimsenin bilemediğine gereksiz yere demir değmemesidir.
Dünden bugüne kelepçe değişti, ama insanın aradığı değişmedi, “Onur”. Çünkü insan , özgürlüğü elinden alındığında bile bir şeyi korumak ister; insan kalabilmeyi. Ve belki de gerçek medeniyet, kelepçeyi mümkün olduğunca az kullanmak değil, onu takarken bile insanın kalbini incitmemeyi öğrenmektir...
Av. Mahabat İskenderoğlu
Hukukçu Yazar

 

Bu yazı toplam 3407 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA