- Mardin2 °C
- Diyarbakır0 °C
- Batman1 °C
- Şırnak-2 °C
- İstanbul9 °C
ZMO Başkanı Doğan: Baraj doluluk oranları sevindirici seviyelere ulaştı
Kapalı yol açıldı, 14 yaşındaki Gülsüm sağlık ekiplerine ulaştırıldı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu Batman'da
Batman'da kar ve buzlanmaya karşı dikkat çağrısı
Şanlıurfa’da Şıracılar ve Kuruyemişçiler Odası’nda Ahmet Aslan güven tazeledi
Yeşilay, Şırnak'ta bağımlı bireyler ve ailelerine ücretsiz destek sunuyor
Şırnak'ta kar nedeniyle ilçeler arası yol kapandı
Sömestr tatilinde gençlere değerler eğitimi dolu kamp
YÖK himayesinde kurulan Enerji Akademisi’ne kayıtlar başladı
Artan yem ve girdi maliyetleri hububat ticaretini durgunluğa sürükledi
Yapay zekâ öğrenciyi geliştiriyor mu, tembelleştiriyor mu?
Siirt’te “Sigarayı Bırak–Kazan” kampanyası sonuçlandı: Ödüller sahiplerini buldu
Batman’da karla kapanan yol açıldı, 14 yaşındaki çocuk hastaneye ulaştırıldı
Kadın kursiyerlere stres yönetimi ve sağlıklı beslenme eğitimi verildi
Kablo hırsızlığı mahalleliyi canından bezdirdi: Yüzlerce hane, aylarca internetsiz kalıyor
- 22:28 - Nusaybin’de kar yağışı etkili oldu, ilçe beyaza büründü
- 22:23 - MAÜ Öğrencisi Zehra Buğdacı’dan Üç Branşta Türkiye Şampiyonluğu
- 22:14 - VEFAT - Kamile Demir
- 21:21 - VEFAT - Hacı Nayıf Toprak
- 20:20 - VEFAT - İbrahim MACİT
- 20:18 - VEFAT - Mehmet ALTUN
- 16:39 - ZMO Başkanı Doğan: Baraj doluluk oranları sevindirici seviyelere ulaştı
- 16:38 - Kapalı yol açıldı, 14 yaşındaki Gülsüm sağlık ekiplerine ulaştırıldı
- 16:37 - Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu Batman'da
- 16:36 - Mardin’de 14 yaşındaki kız evde ölü bulundu
- 16:35 - Batman'da kar ve buzlanmaya karşı dikkat çağrısı
- 16:34 - Şanlıurfa’da Şıracılar ve Kuruyemişçiler Odası’nda Ahmet Aslan güven tazeledi
- 16:33 - Yeşilay, Şırnak'ta bağımlı bireyler ve ailelerine ücretsiz destek sunuyor
- 16:32 - Şırnak'ta kar nedeniyle ilçeler arası yol kapandı
- 16:31 - Siirt'te yoğun kar yağışına rağmen diyaliz hastası hastaneye ulaştırıldı
Abdulaziz ALTEKİN


AKLINI BEDELSİZ KİRAYA VERMEK
Geçen gün bir seçime katıldık. Her şey yolunda gidiyordu, ta ki açık oylamaya kadar. Konum itibariyle en arka tarafta, sobanın yanında oturuyordum. Ses sistemi bozuk olduğu için haliyle arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Anlayacağınız, arkaya ses geliyor ama mırıldanmadan başka hiçbir şey anlaşılmıyordu.
Bir ara kürsiye bir arkadaş çıktı. Sonra başka biri. Her gelen elindeki dosyaları gösterip geri oturuyorlardı. Biz ise ses gelmediği için sohbetten fırsat buldukça konuşmacının yüzü tanıdık mı diye bakıyorduk sadece.
Salon neredeyse tamamen dolmuştu. Sonra masa başında oturanlardan biri kalkarak kalabalığı susturdu. İçeride çıt çıkmamasına rağmen konuşmacının sesi arkaya net gelmiyordu. Fakat saygısızlık olmasın diye biz de sustuk.
En önde oturan başkan adayları ve etrafını saran taraftardan sonra arkada oturan bizler. Oturma düzeni şekillenmişti kısacası. İçerideki kalabalık tatmin etmiş olacak ki artık açık oylama safhasına geçtiler.
Açık oylamada, kürsiye çıkan arkadaş bir şeyler okuyor ve masa başında oturanlardan biri de bunu kalabalığa soruyordu. Sağımda ve solumda her iki adayın taraftarları vardı. Doğal olarak onlar da hiçbir şey duymuyorlar ve kendi aralarında konuşuyorlardı.
Ne olduğunu anlamadan başkan adayı elini kaldırdı. Bunu gören arkadakiler başta ne olduğunu anlamadıkları için kararsız kaldılar. Birkaç saniyelik bakışmadan sonra onlar da elini kaldırdı. Sonra geri indirdiler. Masa başında oturan, bir şey daha sordu. Bu defa diğer başkan adayı elini kaldırdı. Ve hemen akabinde hiçbir şey anlamayan taraftarları.
O an anladım ki bu sistem öyle gelmiş böyle gitmeye devam edecek. Zira taşın altına elimizi koymak yerine sürekli bir yerlere taraf oluyoruz. Kendi düşüncelerimizi ifade etmek yerine başkalarınınkini ölümüne savunuyoruz. Haklı olup olmadığına bakmaksızın, körü körüne tabî oluyoruz. Tabiri caizse, aklımızı bedelsiz kiraya veriyoruz.
Hal böyle olunca her şey daha mı iyi oluyor?
Bunun cevabını size bırakıyorum. Lakin bizler böyle olduğumuz sürece birileri; bizim yerimize konuşacaklar, değerlerimize sövüp yabancısı olduğumuz kültürü dayatacaklar gençlerimize, kardeşi kardeşe kırdırtıp evlerinde viskilerini yudumlayacaklar, dökülen kan gözyaşlarına bakmayacaklar, ateş düştüğü yeri yakacak, acılarla süslü kaostan beslenecekler, kişiye göre adalet ortaya çıkacak, mazluma karşı zalimi destekleyecekler… Tüm bunlar ve daha fazlası olurken bizler de sadece bakacağız. Çocuklarımıza karanlık yarınlar bırakacağız.
Peki, hiç mi çıkış yolu yok?
Aslında her şey elimizde. Yanlışları savunurken sergilediğimiz cesareti doğrularda gösterirsek, aydınlık yarınlar için ilk adımı atmış oluruz. Bizim en büyük hatamızı, aklımızı bedelsiz kiralayanların arkasına takılıp sürüklenmek. Onlar da sürekli bizi geçmişe götürüyorlar. Geçmişin önyargılarıyla karşımızdakileri ötekileştiriyoruz. Ne hikmetse her defasında kendimizi haklı görüyoruz.
Kaç kişi, sakin bir kafayla oturup suçu kendinde aradı?
Geçmişe takıldığımız için geleceğe umutla bakamıyoruz. Sürekli suçu başkalarında arıyoruz. Aslında burada egomuza yeniliyoruz. Suçlu olma ihtimalimiz aklımıza gelmiyor. Ve en kötüsü de suçlu olduğunu bile bile biat ettiklerimizi haklamaya çalışıyoruz.
Daha güzel bir dünya mümkün. Yalnız kendi huzurumuz için hayatı başkalarına zindan ederek bunu yapamayız. Bu sistemi değiştirmek istiyorsak, ilk önce kendimizden başlamalıyız. Kendimiz araştırıp kendimiz çıkarımlarda bulunmalıyız. Bize verilen düşünme mucizesini sonuna kadar kullanmalıyız. Taraftar olmamız gerekiyorsa yine olalım. Lakin birilerine aklımızı bedelsiz kiralamayalım. Doğrularını alkışlarken yanlışlarını savunmayalım. Dil, din, ırk ve sosyal statü üzerinden ötekileştirmeyelim insanları. Yakıp yok etmek en kolay olanı. Bizler, mümkün mertebe taşın altına elimizi koyup aktif bir şekilde ön plana çıkalım…
Ötekileştirilip düşmanlaştırılmada, daha güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle. Vesselam…
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA

















