- Mardin20 °C
- Diyarbakır20 °C
- Batman18 °C
- Şırnak20 °C
- İstanbul18 °C
Umut Kervanı'ndan Cizre’de öğrencilere kırtasiye malzemesi yardımı
Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi Sapan basın mensuplarıyla bir araya geldi
Cizre’de yeni eğitim yılı başladı: İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü sahaya indi
Cizre'de yüzlerce genç kız "Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin Başım Üstüne" dedi
2’nci Ordu Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı’dan Vali Akkoyun’a Ziyaret
Cizre’de pansiyonlu okullarda yeni eğitim dönemi değerlendirildi
Yazar Demirbağ: Biz ona benzemek, sünnetine uymak için zorlanırız
Mardin’de yanlışlıkla kendini silahla vuran genç hayatını kaybetti
Batman'da Kız Kur'an Kursu ve Hafızlık Merkezi yapılıyor
16 Milyon Tl’lik Malzeme Ele Geçirildi
Araçta fenalaşıp hayatını kaybeden çocuk defnedildi
Ilısu Barajı'nda yaklaşık 50 yaban domuzu karşı kıyıya yüzerek geçti
Siirt'te açık kalp ameliyatları için geri sayım başladı
HÜDA PAR Şırnak il başkanı Yalçın: Kuşkonar Köyü sakinleri, köylerine dönmek istiyor
Batman Üniversitesinin 2026 YKS kontenjanı 2 bin 737'ye yükseldi
- 22:57 - Batman'da çocuklar Gazze için uçurtma uçurdu
- 22:37 - BAĞLAR MAHALLESİ’NDE HİZMET SEFERBERLİĞİ SÜRÜYOR
- 17:46 - VEFAT • Hacı Hasan Demir
- 22:53 - VEFAT • Naziye Acar
- 12:00 - VEFAT • Mehmet Nuri Durmaz
- 10:29 - Şeyh Hüseyin Fakire Halimé Türbesi’nde Çalışmalar Sürüyor
- 10:16 - Oduncularda kış sezonu başladı: Esnaf tedarik sıkıntısı ve fiyat artışına dikkat çekti
- 10:13 - Yetimler Vakfı Batman Temsilciliğinden 250 yetim çocuğa kırtasiye desteği
- 10:12 - Umut Kervanı'ndan Cizre’de öğrencilere kırtasiye malzemesi yardımı
- 10:10 - HÜDA PAR Mardin 5'inci Olağan İl Kongresi düzenleyecek
- 10:09 - Tekin: Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı sonuçları kağıt üzerinde kalmamalı
- 10:04 - Midyat’ta Eğitim Masaya Yatırıldı: Yeni Dönemde Hedef Daha Yüksek Başarı
- 09:51 - Başkan Veysi Şahin Teknofest’te Gençlerin Teknoloji Heyecanına Ortak Oldu
- 09:43 - Ömerli’de Kıbrıs Gazisi Yusuf Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlandı
- 08:48 - Mardin Lojistik Merkezi Projesinde tüm paydaşlar aynı masada buluştu
Abdulaziz ALTEKİN


YERYÜZÜNDEKİ EN DEĞERLİ VARLIK
Yazıya başlamadan önce kısa bir açıklama yapayım. Sakın yanlış anlaşılmasın. Burada en değerli varlık derken nefsimi yüceltip kendimi üstün görme anlamında kullanmadım. Bu yazının ortaya çıkma sebebinin iskeletini başta ifade ettim: “Andolsun biz insanoğluna değer verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık. (İsrâ, 17/70)”. Oysa görünmeyen mikropların karşısında bile dayanamayan, günlerce yataklara düşüp acılar içinde kıvranan aciz bir insan olduğumun farkındayım.
Son günlerde ortaya çıkan ya da en azından böyle olduğuna dair kendimizi ikna ettiğimiz kötülükler silsilesi içerisinde yer almaktan utanç duymamak elde değil. Lakin bizim haberdar olurken utanç duyduğumuz şeyleri, bazıları yaparken maalesef pişkince övünebiliyor. Açıkçası onların düşüncelerini ya da içinde bulundukları ruh halini merak etmiyor, etme gereği de duymuyorum.
Peki, bu yazıyı neden yazıyorum?
Bu düşüncenin girdabına henüz kapılmayanlara haddim olmadan birkaç kelam etmek için!
Saygıdeğer arkadaşlar, insanoğlunun olduğu her yerde muhakkak güzellikler de vardır, yıkım ve vahşet de. Demek ki istersek, yaşadığımız yeri cennete de çevirebiliriz cehenneme de. Yalnız burada önemli bir nokta var: Bu cennet ve cehennemi biz mi istiyoruz yoksa bizim yerimize isteyenlere mi uyuyoruz? Eminim en iyi cevabı, avucunuzdan kayıp giden geride bıraktığınız hayata bakarak sizler vereceksiniz.
Bu açıdan bakıldığında, ne yazık ki hayatımıza dair önemli kararlar alındığını ve bu kararlar alınırken hiçbir safhada bize yer olmadığı çok net görülebilir. Sadece sahnedeki rolümüz neyse onu başarılı bir şekilde uygulamaya çalışıyor gibiyiz.
İyi de, neden bizim yerimize başkaları düşünüyor?
Bu ara moda olan söylemlerden dolayı artık düşünmek yerine taraftar olup düşünenlerin arkasına takılmayı seçen milyonlar var. Bu sözde düşünenlere kimi âlim kimi bilim insanı ve kimi de düşünür diyor, adı her ne ise az önce de belirttiğim üzere beni alakadar etmiyor. Lakin beni alakadar etmiyor diye bu taraftarların içinde bulunduğu gafleti bize bulaştırmaya çalışmaları karşısında sessiz kalacak değilim.
Şöyle bir örnekle konumuza biraz açıklık getirelim. Bir çiftçi düşünün. Bu çiftçi yıl boyunca çalışıyor ve mevsimine göre sebze meyveler yetiştiriyor. Toplanma zamanı bir tüccar gelip o çiftçinin tüm ürünlerini ucuza alıp tüketiciye ulaştırıyor. Yalnız bunu yaparken en az yüz katı kar ediyor. Hem çiftçiyi sömürüyor hem de tüketiciyi.
Örneğimiz oldukça basit ve başka taraflara çekmek istemezsek, gayet net!
İnancımıza göre en değerli varlık olan bizlerin bu hale düşmesi biraz abes kaçabilir. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını da söyleyebilirsiniz. Fakat bu tür çıkışlar, var olan gerçekleri ortadan kaldırmaz.
Yanmaz kefenler, kokulu tespihler, şu veya bunların o çiftçi ve tüccar örneğinden farksız görmeyin. Biri çıkıp bir iddiada bulunuyor ve hemen kendine taraftar topluyor. Topladığı taraftarın yerine kendisi düşünüyor, aracı olduğu için taraftarlar da ondan bir beklenti içinde. Ve sonrasında en ufak bir sorgulama yapılmıyor.
Çok duymuşsunuzdur, Peygamber Efendimiz (s.a.v) karnına bir, iki ya da üç taş bağlardık. Duymanız normal. Yalnız size onu duyuranların bindiği lüks araçları görmemeniz anormal. Tabi burada bir parantez açayım. Kesinlikle zerre miktarı burum beni alakadar etmiyor. İstediğiniz fikrin peşine takılıp taraftar olabilirsiniz.
O zaman senin derdin ne?
Derdim, bizi bir rahat bırakın demek.
Senin amacın tebliğ etmek mi? Et.
Allah’ın, Tanrı’nın, Buda’nın ya da inancın her neyse onu tanıtmak mı? Tanıt.
Görevini yaptıktan sonra senin işin bitmiyor mu? Bitiyor.
Ya sonra?
İşte düşünme ve kendi kararını vermenin önemi burada ortaya çıkıyor. Sözde tebliğciler, cezanın asıl sahibi Yaradan derler. Fakat hükmü kendileri kesip cezayı da kendileri verir. Diyarbakırlı Ramazan Hoca’nın katli bu şekilde gerçekleşti. Ki tarihe bakarsanız buna benzer örnekler görebilirsiniz.
Onların değimiyle belki adam oruç tutmayarak günaha girmek istiyor. Zira hayır yapıp mükâfatlandırılacağı gibi günaha girip cezalandırılma seçeneği de var. Neden Yaradan’ın cehenneminden önce haşa Tanrı’nın rolünü çalarak dünyayı o “Günahkârlara” zindan ediyorsunuz? Yoksa İsrafil’in sura üflemesi, Cebrail’in vahiy getirmesi, Mikail’in rızık dağıtması ve Azrail’in can alması gibi size de yeryüzünde ceza verme görevi mi verilmiş?
Hem en değerli varlık olarak insanı ön plana çıkarırız hem de bizimle aynı düşünceleri paylaşmayanları hatta bırakın düşünmeyi bizim düşüncemizi kabul etmeyenleri hemen düşman ilan ederiz. Düşmanlığın bir temel kuralı vardır: Yenmek!
Düşünen kesim bu düşman hukukunu çok güzel işliyor. Taraftarlar ise maalesef onlara tabi oldukları için sadece alkış tutuyorlar. Misal, dinden dönenin katli vaciptir diye bir söz söylense, tüm taraftarlar hemen onu uygulamaya koyulur. Ama o sözü söyleyenlerden Hz. Ömer’in şu sözünü duymazsınız: “İnsanların karnını doyurmadan, onlardan yasalara uymayı istemeyiz.”
Onlar yaptıkları her şeyin farkında. En değerli varlıklar olarak en güzel şekilde yaşıyorlar. Onlara taraftar olanlar ise mükâfatı ahirete bırakıyor. Yine tekrar etmekte fayda var. Olabilir. İstedikleri şekilde yaşayabilirler. Lakin bunu yaparken istiyorlar ki hepimiz onlar gibi olalım.
Bizim amacımız doğru yola davet deyip kendi bildikleri yola girmeyenlere hakaret etmekten, onlara iftira atmaktan geri durmazlar. İnsan katlini kutsayanlara söyleyecek fazla bir şey yok zaten. Lakin o yola henüz girmeyenlere birkaç kelam edelim:
Şu geçici dünya hayatını istersen cennete çevirebilirsin istemezsen cehenneme.
Kimseye tabi olmadan yolumu bulamam deme. Onlara tabi olarak helak olmaktansa, kendi hür iradenle yolunu şaşırman daha iyi.
Lüks hayat içinde yaşayanların senin adına düşünmelerine izin verme. Zira onların tek bir amacı var, duygularını sömürmek.
Sana değer veriyorlarsa, zaten fikirlerine saygı duyarlar.
İyi ya da kötü daima bir düşüncen olsun. Unutma ki, bataklıkta yer alan birinin sana uzattığı eli tutarsan sen de onunla batarsın.
Bildiğin güzel şeyleri etrafına yay. Ama onlar sana uymadığı için hemen cephe tutma.
Yazıyı daha fazla uzatmaya gerek yok. En değerli varlık olanların farklı düşünceler yüzünden birbirlerine düşman kesildiği değil, birbirlerinin düşüncelerine saygı gösterdiği bir dünyada buluşmak dileğiyle. Vesselam…
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

BAŞKAN ŞAHİN, ORTACA’DA KARŞILANDI

KAYMAKAM SAZ ÇALDI, EŞİ TÜRKÜ SÖYLEDİ! İZLEYENLER HAYRAN KALDI!

Başkanı Altındağ’dan Yaşlı ve Hasta Vatandaşlara Gönül Desteği

Minik Kalplerden Miraç Kandili’nde Anlamlı Paylaşım
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
BAŞARININ SIRRIHalil EL
SAVAŞ ORTASINDA ÇOCUK OLMAKMine KAPI
MARDİN’İN SARI TAŞLARINeşe ÜNAL
AKILLA GELEN YALNIZLIK: YAPAY ZEKÂNIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERİSadullah GÜNEŞ
Ziyaret ve Değer VermeYusuf BEĞTAŞ
YOKSULLUĞUN EN SESSİZ HÂLİ: BİR ÇİFT AYAKKABIMahabat İskenderoğlu
SİZ KİMSİNİZ?Abdulaziz ALTEKİN
TAVUKLAR İŞLERİNİ İHMAL EDİNCEMecit Akgül
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA






