• Mardin27 °C
  • Diyarbakır23 °C
  • Batman19 °C
  • Şırnak23 °C
  • İstanbul19 °C

Mine KAPI / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SAVAŞ ORTASINDA ÇOCUK OLMAK

07 Eylül 2026 Pazartesi 23:33
 
 
 
 
Savaş ortasında çocuk olmak; bombaların, mermilerin nereye geleceğini, nereye düşeceğini bilmeden, aldırmadan sokağa çıkıp oyun oynama isteğidir.
Oyun oynamak ve güvenle büyümek yerine her gün hayatta kalma mücadelesi vermek demektir savaşta çocuk olmak.
Savaş ortasında kalmış bir çocuktu o da... Her çocuk gibi sokağa çıkıp arkadaşlarıyla oynamak istedi, kim bilir... Belki de her şeyi bir oyun sanıyordu. Silahlar, bombalar, mermiler hep oyuncaktı onun için... Kim bilir, belki de aslında dünyada olup biten her şeyin farkındaydı.
Kimi zaman adı konmaz yaşananın, savaş denmez olan bitene. Hayat buralarda öylece akarken, bir yerlerde birileri “hiç” için ölür. Kimileri sakat kalır ya da en iyi ihtimalle ömürlerinin en korkulu günlerini, dakikalarını yaşarlar.
Hangi coğrafyada ve her ne biçimde olursa olsun, şiddete maruz bırakılmış bir çocuk, “en büyük özrü” hak eden çocuktur.
Her şeyden habersiz, neler olup bittiğini öğrenmek için meraklı meraklı çevresine bakan ama hiçbir şeyi anlayamayan ve anlayamadan ölecek çocuklardı onlar. Kimsenin umurunda olmayan, sevgiden uzak; evleri, okulları, parkları, bahçeleri ve en önemlisi hayatları kırık ve yıkık çocuklar...
Kalpleri paramparça, gece baskınlarıyla uykuları bölük pörçük çocuklar onlar. İşgal altındadırlar.
İlk anda genellikle, içinde çocukların olduğu savaş filmlerini aklımıza getiren bir durumdur.
Kurşun, mermi ve bomba sesleri arasında sipere yatmayı öğrenmek; koşarken yüzünün kan kesilmesidir savaşta çocuk olmak.
Mazlum olmaktır. Tanklara karşı sapanlarla, taşlarla karşı koymaktır. Gözlerinin önünde babasının elleri kelepçelenmiş hâlde götürülürken hiçbir şey yapamamaktır savaşta çocuk olmak.
Savaş, en çok savunmasız ve masum olan çocukları vurur; onların hem fiziksel hem de ruhsal dünyasında derin ve kalıcı yara izleri bırakır.
Savaşın çocuklar üzerindeki etkileri:
Fiziksel yıkım: Çocuklar savaş sırasında yaşamlarını yitirebilir, ağır yaralanabilir ya da beden bütünlüklerini kaybedebilir.
Temel ihtiyaçlardan mahrumiyet: Barınma, temiz su ve beslenme imkânlarının yok olması, çocuklarda yetersiz beslenmeye ve hastalıklara yol açar.
Ruhsal travma: Şiddete şahit olmak veya şiddeti yaşamak; yoğun kaygı, korku, depresyon, güvenlik ve aidiyet duygusunun tamamen yitirilmesi gibi ağır psikolojik hasarlara neden olur.
Eğitim ve sosyal yaşamın kesintiye uğraması: Okulların ve oyun alanlarının yok olması, çocukların gelişim süreçlerini sekteye uğratır.
Farklıdır savaşta çocuk...
Annesi istediği oyuncağı alamadığında tutturmayı bilmez. Ne isteyeceği bir oyuncak vardır aklında ne de annesi yanında...
Düz cümleler kuramamaktır savaşta çocuk olmak. İsyan eder, haykırır içindeki fırtınaları ya da savaşa bağıra bağıra lanet eder.
Hayatında hiç çikolata yememiş, çikolata görmemiş bir insana ne kadar anlatırsanız anlatın, onu görüp yemeden anlayamaz ya... Savaşın içindeki çocuk da düşünde özgürlüğü görendir; ama ne olduğunu bilemez.
Şekerli bir şeyler hayal eder uykusunda. Mavi gök altında herkes eşittir belki de onun dünyasında. Arabalar taranmaz, evlerin üzerine bombalar yağmaz rüyasında.
Savaş ortamında büyümek ya da savaşa tanıklık etmek, bir çocuğun adalete ve dünyaya olan inancını zedeler. Çocuğa düşmanca bir dünyanın duygusunu veren unsurların ilk sıralarındakilerden biri savaştır.
Rüyaları gerçek olsun tüm çocukların...
Uyanacakları güzel sabahları olsun. Yanlarında aileleri, korkmadan oynayacakları sokakları olsun.
Çocukların, çocuklara yaraşır yaşamları olsun.
Savaş dursun, mermiler sussun.
MİNE KAPI

 

Bu yazı toplam 22 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA