- Mardin17 °C
- Diyarbakır15 °C
- Batman16 °C
- Şırnak15 °C
- İstanbul15 °C
Optisyenler: Göz sağlığında en büyük hata yanlış gözlük seçimi
Müftü Pinal: 4-6 yaş eğitimi geleceğe yapılan en kıymetli yatırımdır
Batman'da taşınmaz ticareti semineri düzenlendi
ÜNİVERSİTE YOLUNDAKİ ÇUKURLAR TEHLİKE SAÇIYOR!
Midyat ile Mardin karayolunda meydana trafik kazası meydana geldi.
Mardin’de petrol yüklü tanker duvara çarptı: 1 yaralı
Çiftçiler yağış nedeniyle ilaçlama yapamıyor
Gebelere hijyen uyarısı
Doç. Dr. Çakmak'tan "jinekolojik kanser" uyarısı: Belirtileri göz ardı etmeyin
Batman'da hava kalitesi iyileşti mi?
Batman Belediyesinden imar planı değişikliği açıklaması
Genç Nida Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışmasında bölge birincisi Diyarbakır ve Van oldu
Böbrek tümörü başka bir merkeze sevke gerek kalmadan Siirt’te başarıyla çıkarıldı
Diyarbakır'da eğitime teknoloji desteği
Sağlıklı toplum için eğitim ve koruyucu hizmetler yaygınlaştırılıyor
- 14:43 - Optisyenler: Göz sağlığında en büyük hata yanlış gözlük seçimi
- 14:40 - Dünya Hemofili Günü’nde kritik uyarı: Uzayan kanamalar göz ardı edilmemeli
- 14:31 - Şanlıurfa'da 17 yıl 6 ay hapis cezası bulunan hükümlü yakalandı
- 14:27 - OYAK Çimento, Güneş enerjisi santralini devreye aldı
- 23:04 - İş İnsanı Mehmet Dursun’a anlamlı bir ziyaret
- 21:06 - Ömerli, Ekolojik Tarım Hamlesiyle Türkiye’ye Örnek Oluyor
- 11:08 - Midyatlı Siyasetçi ve İş İnsanı Seyfettin Alpsoy’dan Ezidi Vatandaşlara Bayram Ziyareti
- 23:23 - Müftü Pinal: 4-6 yaş eğitimi geleceğe yapılan en kıymetli yatırımdır
- 14:36 - Şanlıurfa'da aranan 2 hükümlü yakalandı
- 14:34 - Yenigün: Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmasının zamanı gelmiştir
- 14:05 - Batman'da eğitimcilerden güvenlik sorunlarına karşı iş bırakma eylemi
- 14:04 - Şanlıurfa'da öğretmenlerden okulda şiddet protestosu
- 11:49 - VEFAT • İlyas Acar
- 00:49 - Cizre’de LGS öncesi rehberlik seminerleri başladı
- 00:36 - YENİ TARİFE 15 NİSAN’DA YÜRÜRLÜKTE
Halil EL / Yazar


İNSANI ANLAYAN DEVLET AKLI
1939…
27 Aralık sabahı… Erzincan, yerle bir olur. Taş üstünde taş kalmaz. Soğuk, korku ve
belirsizlik şehrin üzerine çöker. Enkaz yalnızca binaları değil, insanların iç dünyasını da ezer.
Böyle zamanlar vardır; insanın en çok güvene, en az da korkuyla yönetilmeye ihtiyaç
duyduğu zamanlar…
Depremin yıktığı yerlerden biri de Erzincan Cezaevi’dir. Duvarlar çökmüş, kapı yok, pencere
yok, korkuluk yoktur. Cezaevi kalmamıştır. Avluda 241 mahkûm durur. Kimisi cinayetten,
kimisi ağır suçlardan hükümlü… Normal şartlarda toplumun “dışarıda tutmak” istediği
insanlar.
Tam da burada, tarih yalnızca bir idari karar değil, bir psikoloji dersi verir.
Cezaevinin önüne dönemin Erzincan Savcısı İzzet Akçal gelir. Silah yoktur. Zincir yoktur.
Tehdit yoktur. Ama çok güçlü bir şey vardır: İnsana güven.
Konuşur ve der ki:
“Bu büyük felakette bu necip millete, bu halka yardım etmeniz için sizi serbest bırakıyorum.
Tek bir şartım var: Her akşam gelip teslim olacaksınız. Sabah yine yardım faaliyetlerine
devam edeceksiniz.”
Bu cümle, bugün psikoterapide “koşulsuz saygı” ve “sorumluluk devri” olarak adlandırılan
ilkenin canlı karşılığıdır. İnsan, güvenildiğini hissettiği anda değişir. Kontrol altında tutulan
birey savunmaya geçer; güvenilen birey ise sorumluluk üstlenir.
Erzincan sokakları bunu ispat eder. Enkaz altından insan çıkaranların, yaralı taşıyanların,
çocukları ısıtanların bir kısmı mahkûmdur. Akşam olur. Hava kararır. Ve birer birer gelip
teslim olurlar.
Hiçbiri kaçmaz.
Çünkü güven, insanın içindeki ahlaki pusulayı harekete geçirir.
Psikoterapide bilinir: İnsan, kendisine “sen değerlisin” mesajı verildiğinde, yıkıcı davranıştan
onarıcı davranışa yönelir. O gün Erzincan’da devlet, mahkûmlara tam da bunu söylemiştir:
“Sana güveniyorum.”
Bu tablo, Ankara’dan Erzincan’a gelen trende daha da anlam kazanır.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü incelemeler için Erzincan’a doğru yol almaktadır. Tren bir
noktada yavaşlar. Kalabalık vardır. Sorulur:
“Bu kalabalık ne?”
Cevap nettir:
“Mahkûmlar Paşam… Yardıma koşuyorlar ama trene alınmıyorlar.”
İçlerinden biri yaklaşır ve durumu anlatır. İnönü’nün cevabı kısa ve sarsıcıdır:
“Benim bulunduğum vagona alın.”
Bu, devletin yalnızca yönetmediğini; onardığını gösteren bir andır. Psikolojide buna
“iyileştirici ilişki” denir. Güçlü olan, zayıf olanı yanına aldığında iyileşme başlar.
Yardım günlerce sürer. Mahkûmlar her akşam gelir, teslim olur. Sabah yine enkaz
başındadırlar. Ne firar vardır ne ihanet. Çünkü insan, kendisine güvenildiğinde kimliğini
yeniden inşa eder.
Aradan bir yıl geçer.
1940…
Devlet hafızası devreye girer. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, 241 mahkûmun isim isim
yazılı olduğu özel bir af kanunu sunulur. Gerekçe açıktır: Felaket gününde halka yardım
etmiş, sözlerinde durmuşlardır.
Teklif kabul edilir.
Ve hepsi affedilir.
Bu yalnızca tarihî bir anekdot değildir. Bu, bugün için derin bir psikolojik ve ahlaki derstir.
Toplumlar yalnızca cezayla ayakta kalmaz. Bireyler yalnızca korkuyla düzelmez. İnsanı
dönüştüren şey, güvenin yüklediği sorumluluktur.
Bugün sıkça “kimseye güven olmaz” diyoruz. Oysa Erzincan 1939 bize şunu söylüyor:
Güven, kontrolsüzlük değildir.
Güven, insanın içindeki iyiyi uyandırma cesaretidir.
Ve bazen bir milleti ayağa kaldıran şey, enkazdan çıkan beton değil; insana duyulan inançtır.
Halil EL
halilelbey@hotmail.com
hel24548@gmail.com
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA

















