- Mardin8 °C
- Diyarbakır5 °C
- Batman5 °C
- Şırnak5 °C
- İstanbul8 °C
Öğrenciler, madde bağımlılığına karşı bilinçlendirildi
Şırnak'ta alacak-verecek kavgası cinayetle bitti
Cizre'de öğrencilere YKS semineri
Cizre'deki okullar, 'Maarifin Kalbinde Ramazan' temasıyla Ramazan ayına uygun şekilde süslendi
Kur’an ayı Ramazanın ilk mukabele geleneği eşsiz manevi atmosferle başladı
Kızıltepe Umut Kervanı’ndan Ramazan öncesi ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı
Siirt’te ilk teravih coşkusu: Camiler ailece doldu taştı
Umut Kervanı Cizre’de Ramazan yardımlarına başladı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Sara Ayyıldız: Oruç tutanlar daha doğru bir şekilde besleniyor
Şanlıurfa Valisi Şıldak: Aile, en temel taşımız ve en güvenli yuvamızdır
Batman'da Eczane Teknisyenleri Derneği'nde genel kurul
Unlu mamul ve hazır yemek çalışanlarına hijyen eğitimi
Batman'da okul çevrelerinde Narkoalan uygulaması
Cizre'de asfalt yüklü tanker devrildi: Bir yaralı
Batman'da yetişkinler için Kur'an'ı Kerim kursu
- 00:49 - Uzm. Psikolog Elalmış: Öfke doğal bir duygudur, saldırganlık tercihtir
- 00:48 - Siirt'te öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 6 yaralı
- 00:47 - Batman'da mahalle sakinleri araba lastiklerinden camiye merdiven yaptı
- 00:37 - Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a Anlamlı Ziyaret
- 00:27 - MİDYAT’IN KÜLTÜREL MİRASI ANKARA GÜNDEMİNDE
- 00:18 - ANNELER UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE ÖN SAFTA
- 00:02 - Eğitim Bir-Sen’den Merkez ve Köylerde Görev Yapan 1150 Üyeye Özel Hediye
- 20:16 - KAYMAKAM KAYA, İFTARINI VATANDAŞIN HANESİNDE AÇTI
- 19:39 - Kaymakam Çakır ve Başkan Altındağ’dan Şehit Cüneyt Öncel’in Ailesine Ziyaret
- 15:24 - SERUM ÜNİTESİNDE ZEHİR TACİRLİĞİNE JANDARMA DARBE VURDU
- 10:31 - VEFAT • İbrahim Özdemir
- 09:33 - VEFAT • Mehmet Ali Aydoğan
- 00:43 - 88 yaşındaki kalaycı ustası tüm sebatıyla orucunu tutmaya devam ediyor
- 00:42 - Batman'da sağlıklı menopoz okulu
- 00:40 - Öğrenciler, madde bağımlılığına karşı bilinçlendirildi
Halil EL / Yazar


İNSANI ANLAYAN DEVLET AKLI
1939…
27 Aralık sabahı… Erzincan, yerle bir olur. Taş üstünde taş kalmaz. Soğuk, korku ve
belirsizlik şehrin üzerine çöker. Enkaz yalnızca binaları değil, insanların iç dünyasını da ezer.
Böyle zamanlar vardır; insanın en çok güvene, en az da korkuyla yönetilmeye ihtiyaç
duyduğu zamanlar…
Depremin yıktığı yerlerden biri de Erzincan Cezaevi’dir. Duvarlar çökmüş, kapı yok, pencere
yok, korkuluk yoktur. Cezaevi kalmamıştır. Avluda 241 mahkûm durur. Kimisi cinayetten,
kimisi ağır suçlardan hükümlü… Normal şartlarda toplumun “dışarıda tutmak” istediği
insanlar.
Tam da burada, tarih yalnızca bir idari karar değil, bir psikoloji dersi verir.
Cezaevinin önüne dönemin Erzincan Savcısı İzzet Akçal gelir. Silah yoktur. Zincir yoktur.
Tehdit yoktur. Ama çok güçlü bir şey vardır: İnsana güven.
Konuşur ve der ki:
“Bu büyük felakette bu necip millete, bu halka yardım etmeniz için sizi serbest bırakıyorum.
Tek bir şartım var: Her akşam gelip teslim olacaksınız. Sabah yine yardım faaliyetlerine
devam edeceksiniz.”
Bu cümle, bugün psikoterapide “koşulsuz saygı” ve “sorumluluk devri” olarak adlandırılan
ilkenin canlı karşılığıdır. İnsan, güvenildiğini hissettiği anda değişir. Kontrol altında tutulan
birey savunmaya geçer; güvenilen birey ise sorumluluk üstlenir.
Erzincan sokakları bunu ispat eder. Enkaz altından insan çıkaranların, yaralı taşıyanların,
çocukları ısıtanların bir kısmı mahkûmdur. Akşam olur. Hava kararır. Ve birer birer gelip
teslim olurlar.
Hiçbiri kaçmaz.
Çünkü güven, insanın içindeki ahlaki pusulayı harekete geçirir.
Psikoterapide bilinir: İnsan, kendisine “sen değerlisin” mesajı verildiğinde, yıkıcı davranıştan
onarıcı davranışa yönelir. O gün Erzincan’da devlet, mahkûmlara tam da bunu söylemiştir:
“Sana güveniyorum.”
Bu tablo, Ankara’dan Erzincan’a gelen trende daha da anlam kazanır.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü incelemeler için Erzincan’a doğru yol almaktadır. Tren bir
noktada yavaşlar. Kalabalık vardır. Sorulur:
“Bu kalabalık ne?”
Cevap nettir:
“Mahkûmlar Paşam… Yardıma koşuyorlar ama trene alınmıyorlar.”
İçlerinden biri yaklaşır ve durumu anlatır. İnönü’nün cevabı kısa ve sarsıcıdır:
“Benim bulunduğum vagona alın.”
Bu, devletin yalnızca yönetmediğini; onardığını gösteren bir andır. Psikolojide buna
“iyileştirici ilişki” denir. Güçlü olan, zayıf olanı yanına aldığında iyileşme başlar.
Yardım günlerce sürer. Mahkûmlar her akşam gelir, teslim olur. Sabah yine enkaz
başındadırlar. Ne firar vardır ne ihanet. Çünkü insan, kendisine güvenildiğinde kimliğini
yeniden inşa eder.
Aradan bir yıl geçer.
1940…
Devlet hafızası devreye girer. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, 241 mahkûmun isim isim
yazılı olduğu özel bir af kanunu sunulur. Gerekçe açıktır: Felaket gününde halka yardım
etmiş, sözlerinde durmuşlardır.
Teklif kabul edilir.
Ve hepsi affedilir.
Bu yalnızca tarihî bir anekdot değildir. Bu, bugün için derin bir psikolojik ve ahlaki derstir.
Toplumlar yalnızca cezayla ayakta kalmaz. Bireyler yalnızca korkuyla düzelmez. İnsanı
dönüştüren şey, güvenin yüklediği sorumluluktur.
Bugün sıkça “kimseye güven olmaz” diyoruz. Oysa Erzincan 1939 bize şunu söylüyor:
Güven, kontrolsüzlük değildir.
Güven, insanın içindeki iyiyi uyandırma cesaretidir.
Ve bazen bir milleti ayağa kaldıran şey, enkazdan çıkan beton değil; insana duyulan inançtır.
Halil EL
halilelbey@hotmail.com
hel24548@gmail.com
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA

















