• Mardin39 °C
  • Diyarbakır38 °C
  • Batman40 °C
  • Şırnak36 °C
  • İstanbul28 °C

Sadullah GÜNEŞ / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR ELMANIN İKİ YARISI

03 Ağustos 2026 Pazartesi 18:05
 
 
 
 
Toplum içinde yaşayan insanın bu dünyadaki yalnızlığını giderebilmesi, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilmesi aile kurmasıyla mümkündür. Doğduğu andan itibaren aile ortamında bulunan insan, belli bir olgunluğa eriştikten sonra yeni bir aile kurma ihtiyacı hisseder.
Yaratılışı itibarıyla sosyal bir varlık olan insan için toplumsal hayat ne kadar önemliyse, toplum için de onun özünü oluşturan aile o denli hayati öneme sahip bir kurumdur. Özetle, aile sahibi olmak fıtrî bir duygudur. Bir yuva kurmak ve hayatı aile ortamında sürdürmek, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Sevgi, şefkat ve merhametle dolu bir ailede doğup büyüyen insan, hayata ve insanlara aynı duygularla yaklaşır. Bu bakımdan sevgi, şefkat ve merhametin hâkim olduğu bir aile iklimi; insanların, toplumların ve yeryüzünün huzuru için vazgeçilmezdir.
Aile, İslâm'da toplumun temeli, huzurun kaynağı ve neslin korunduğu kutsal bir kurumdur. Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz." (Bakara, 2/187)
buyrularak eşlerin birbirini koruyan, örten ve tamamlayan birer örtü olduğu bildirilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur:
"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır."
Rabbimiz, evliliği yalnızca bir ihtiyaç olarak değil; huzurun, sükûnun ve güvenin bulunacağı bir sığınak olarak yaratmıştır. İnsan tek başına eksiktir. Yaratılışı gereği seveceği, dayanacağı ve hayatı paylaşacağı bir yoldaşa ihtiyaç duyar. İşte Allah Teâlâ bu ihtiyacı gidermek için eşleri birbirine meveddet ile yaklaştırmış, rahmet ile bağlamıştır.
Meveddet, eşlerin birbirine duyduğu derin sevgi, muhabbet, yakınlık ve gönül bağıdır. Evliliği başlatan kıvılcım odur. Gençlikte, sağlık yerindeyken ve imkânlar elverişliyken bu sevgi güçlüdür. Fakat hayat her zaman kolay değildir. Hastalık gelir, darlık gelir, türlü imtihanlar kapıyı çalar. İşte böyle zamanlarda aileyi ayakta tutan rahmettir.
Rahmet; şefkat, merhamet ve fedakârlıktır. Eşlerin birbirlerinin eksiklerini örtmesi, acılarını paylaşması ve zor zamanlarda birbirine "Ben varım." diyebilmesidir. Sevgi zaman zaman azalabilir, öfke anları yaşanabilir; ancak rahmet varsa yuvanın direği sarsılmaz.
Eşler arasındaki ilişki bir ticaret, bir yarış ya da üstünlük mücadelesi değildir. Eşler birbirine rakip değil, Allah'ın emanetidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu gerçeği şu sözleriyle ifade etmiştir:
"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır."
Bir Müslüman eşine merhametli davrandığında Allah da ona merhamet eder. Eşine güzel söz söyleyen, gönlünü alan kimse ibadet sevabı kazanır. Çünkü aileyi korumak bir ibadet ve kulluk görevidir.
Bugün birçok yuva basit tartışmalar yüzünden sarsılıyor. Bunun en önemli sebebi, meveddetin zayıflaması ve rahmetin unutulmasıdır. Oysa huzurlu bir evlilik, iki tarafın da "Ben" yerine "Biz" diyebilmesiyle mümkündür.
Bir ailede sevgi varsa mutluluk vardır. Merhamet varsa bereket vardır. Saygı varsa Allah'ın rahmeti o yuvaya iner.
Sonuç olarak, bir yuvanın temeli sevgidir; direği ise merhamettir. Sevgi başlatır, merhamet devam ettirir. Allah'ın lütfettiği bu iki nimeti yaşatan yuva huzur bulur, sükûn bulur ve adeta cennet kokusu taşır.
Rabbim hepimizi meveddet ve rahmetle dolu yuvalara sahip olanlardan eylesin.
Sadullah GÜNEŞ
Midyat Devlet Hastanesi
Manevi Destek Uzmanı

 

Bu yazı toplam 39 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA