- Mardin21 °C
- Diyarbakır16 °C
- Batman16 °C
- Şırnak17 °C
- İstanbul17 °C
Umut Kervanı'ndan Cizre’de öğrencilere kırtasiye malzemesi yardımı
Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi Sapan basın mensuplarıyla bir araya geldi
Cizre’de yeni eğitim yılı başladı: İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü sahaya indi
Cizre'de yüzlerce genç kız "Niyet Ettim Örtünmeye, Emrin Başım Üstüne" dedi
2’nci Ordu Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı’dan Vali Akkoyun’a Ziyaret
Cizre’de pansiyonlu okullarda yeni eğitim dönemi değerlendirildi
Yazar Demirbağ: Biz ona benzemek, sünnetine uymak için zorlanırız
Mardin’de yanlışlıkla kendini silahla vuran genç hayatını kaybetti
Batman'da Kız Kur'an Kursu ve Hafızlık Merkezi yapılıyor
16 Milyon Tl’lik Malzeme Ele Geçirildi
Araçta fenalaşıp hayatını kaybeden çocuk defnedildi
Ilısu Barajı'nda yaklaşık 50 yaban domuzu karşı kıyıya yüzerek geçti
Siirt'te açık kalp ameliyatları için geri sayım başladı
HÜDA PAR Şırnak il başkanı Yalçın: Kuşkonar Köyü sakinleri, köylerine dönmek istiyor
Batman Üniversitesinin 2026 YKS kontenjanı 2 bin 737'ye yükseldi
- 22:57 - Batman'da çocuklar Gazze için uçurtma uçurdu
- 22:37 - BAĞLAR MAHALLESİ’NDE HİZMET SEFERBERLİĞİ SÜRÜYOR
- 17:46 - VEFAT • Hacı Hasan Demir
- 22:53 - VEFAT • Naziye Acar
- 12:00 - VEFAT • Mehmet Nuri Durmaz
- 10:29 - Şeyh Hüseyin Fakire Halimé Türbesi’nde Çalışmalar Sürüyor
- 10:16 - Oduncularda kış sezonu başladı: Esnaf tedarik sıkıntısı ve fiyat artışına dikkat çekti
- 10:13 - Yetimler Vakfı Batman Temsilciliğinden 250 yetim çocuğa kırtasiye desteği
- 10:12 - Umut Kervanı'ndan Cizre’de öğrencilere kırtasiye malzemesi yardımı
- 10:10 - HÜDA PAR Mardin 5'inci Olağan İl Kongresi düzenleyecek
- 10:09 - Tekin: Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı sonuçları kağıt üzerinde kalmamalı
- 10:04 - Midyat’ta Eğitim Masaya Yatırıldı: Yeni Dönemde Hedef Daha Yüksek Başarı
- 09:51 - Başkan Veysi Şahin Teknofest’te Gençlerin Teknoloji Heyecanına Ortak Oldu
- 09:43 - Ömerli’de Kıbrıs Gazisi Yusuf Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlandı
- 08:48 - Mardin Lojistik Merkezi Projesinde tüm paydaşlar aynı masada buluştu
Abdulaziz ALTEKİN


DENİZ!
Bir yandan sigarasını içiyordu diğer yandan telefonla konuşuyordu. Araba ful paketolduğu için zaten kendisi gidiyordu. Ona düşen tek şey sadece direksiyonu tutup önüne bakmaktı.
Yapamadı
Daha önce birkaç defa başına gelmişti. Önündeki araç birden frene basınca onunki de kendiliğinden duruyordu. Muhtemelen bu yüzden rahattı. Fakat bu defa öyle olmadı.
Kahvesinden bir yudum almak için sigarayı önündeki küllüğe bıraktı. Her zamanki gibi küller yine etrafa dağılmış ve izmarit tek başına kalmıştı.
Ne olduysa o anda oldu. Durmamıştı araç. Çarpmanın şiddeti o kadar yüksek değildi belki ama altına almasına yetmişti.
Çarptığı şey arkada duruyordu. Kenardaki gençlerin bakışlarını fark etmese çekip gidecekti. Çünkü onun şu an tek derdi çarpma esnasında aracın içine dökülüp ortalığı kirleten kahvesiydi.
Yavaşça araçtan indi. Gençleri yanına çağırdı. Ve onlara bir teklifte bulundu.
-Öğrenci olmalısınız. Bu talihsiz kazayı gördünüz. Adam intihar etti ve aracın önüne atladı. Şimdi bana yardım edin hastaneye götürelim. Orada bana şahitlik edin. Tabi dersi kaçırmış olacaksınız. Bu iyiliğin altında kalmamak için size bir kahvaltı ısmarlayayım.
Gençlerin gözü fal taşı gibi açılmıştı. Her ne kadar kahvaltı dediyse de muhtemelen cebinden çıkarıp onlara uzattığı o para bir aylık masraflarını karşılardı.
Hemen kabul ettiler.
Çarptığı kişinin başta kadın olduğunu düşünmüştü. Fakat sırtüstü çevirdiklerinde saçı sakalı birbirine girmiş bir erkek gördüler.
Baygındı!
Alıp en yakın hastaneye götürdüler. Herkes kendine düşeni yaptı ve adamı bırakıp oradan ayrıldılar.
Üzerinden kimlik çıkmamıştı. Zaten haline bakılırsa sokaklarda kaldığı anlaşılıyordu. Ama orası özel hastaneydi ve kimliği dahi olmayan birini ücretsiz tedavi edemezdiler.
Çarpma esnasında yere düşerken el bileği incinmişti. Onun dışında ufak tefek sıyrıklar almıştı. Uyanınca ağrı kesici verip göndermelerini söyledi hemşireye acildeki doktor.
Hemşire aldığı maaşı hak etmenin dışında doktorun gözüne girmeye çalışıyordu. Verilen bu emri en iyi şekilde yerine getirmeliydi.
Daha adam kendine gelmemişken onu dürtüp uyandırmaya çalıştı. Kendisine göre o sıcacık yatakta biraz daha kalabilmek için numara yapıyordu.
O esnada uykuda kaldığı için kısa yol olan acilden geçmek zorunda kalan doktor, olanları gördü. Ve hemşireye kızdı. Sonra da adamı alıp odasına götürdü.
-Deniz’i gördün mü?
Ölümden dönen adamın ilk cümlesi doktoru şaşırtmıştı. Deniz önemliydi ama önce açlıktan karnı guruldayan bu adamı doyurmak gerekiyordu.
Kahvaltıdan sonra oturup konuşmaya çalıştı. Adını falan sordu. Cevap alamadı. Bütün sorular hava boşluğunda asılı kalmıştı. En son hem gariban hem de aklını yitirmiş olduğunu anladı.
Artık onu yolcu edip ilk hastasını almalıydı.
Kapıyı açmadan önce adama son bir soru sordu.
-Deniz kim?
O ana kadar tepki vermeyen adam birden kafasını kaldırıp odanın içinde dönmeye başladı.
-Deniz’i gördün mü?.. Deniz’i gördün mü?.. Deniz’i gördün mü?..
Onu sakinleştirmek için su vermeye çalıştı. Daha suyu uzatmadan pencereden aşağı atladı. Doktor şok olmuştu.
Neyse ki zemin kattaydılar. Çimlerin üzerine düşmüştü. Ama ters giden bir şeyler vardı. Ağzından kan geliyordu. İç kanama geçiriyor olmalıydı.
Adını bilmiyorlardı. Kılık kıyafetinden adamın evsiz ve sokaklarda yaşadığı çıkarımında bulunmuşlardı. Böyle birinin sosyal güvencesi de olamazdı. Bu yüzden acildeki doktor üstün körü muayene edip taburcu etmişti.
Adam ölüyordu!
Bu karşılaşma tesadüf olamazdı. Belki son anlarını yaşayan bu adama yardım etmek için ellerinden geleni yapacaktı doktor.
Hemşireyi yanına çağırıp üzerinden bir şey çıkıp çıkmadığını sordu.
Yalnızca bir not defteri!
Alıp inceledi.
Her sayfada tarih, tarihle birlikte bir adres ve tek cümle:
Deniz yok!
Onun için önemli biri olmalıydı. Bulup getirmeliydi. Bunun için ilk ve tek ipucu olan o adrese gitmeye karar verdi.
Şehrin en lüks mahallesiydi burası. Maaşıyla kiralık ev baksa muhtemelen hiçbir ev sahibi dönüp yüzüne bakmazdı. Böyle bir yerde ne işi olabilirdi ki o garibanın?
Kapı kapı dolaşamayacağına göre dükkân falan bakındı. Mahallenin sonunda anca küçük bir büfe ve büfenin yanında emlakçi gördü.
Önce emlakçiye girdi. Hastasını tarif ettikten sonra tanıyıp tanımadığını sordu. Emlakçı tanımadığını söyleyince oradan çıkıp büfeye girdi.
Aslında niyeti su almaktı. Çünkü emlakçı tanımadıysa büfeci de tanıyamazdı. Her ne kadar umutsuz olsa da suyu alırken sordu.
-Tarık beyi mi arıyorsun?
İsimden çok sondaki unvan dikkatini çekmişti. O gariban adama biri bey diyordu. Büyük ihtimalle aynı kişilerden bahsetmiyorlardı.
-Emlakçıya sor o daha iyi tanır Tarık beyi. Hem evini kiralığa çıkaran o.
Az önce yanındaydı. Kendisine yalan söylemişti. Bunun hesabını sormak için teşekkür edip tekrar emlakçının yanına gitti.
Tarık bey bir yıl önce kaza geçirmişti. Kazada kendisi yaralı kurtulurken eşi ölmüştü. O olaydan sonra aklı uçup gitmişti.
Tanımamazlıktan gelme sebebi geride kalan mal varlığıydı. Akrabası falan yoktu. Evi, arsası, arabası ve daha ne varsa hepsi sahipsiz kalmıştı. Kendisine yardımcı olma için evini kiraya vermeye karar vermişti emlakçı. Arabasını da tamirden alıp onun için evinin bahçesine koymuştu. Tamamen insanlık namına hiçbir menfaat gözetmeden iyilik yapıyordu.
Deniz, eşi miydi?
Değildi. Tek yakını olan eşini kazada kaybetmişti. Ve Deniz adında kimse oturmuyordu mahallede.
Evine bakmak istedi doktor.
Beraber eve geçtiler. Bahçede araba falan yoktu. Emlakçının bir yalanı daha çıkmıştı ortaya. Ama şu an ilgilendiği tek şey Deniz’di.
İki katlı bir evdi. Her şey özenle seçilmiş olmalıydı ve fazla kullanılmamıştı ki henüz yeni gibiydiler.
Girişte oturma salonu, mutfak, misafir odası, lavabo, banyo falan vardı. Duvarlarda ise resimler. Burada bir şey bulamadılar. Üst kata da bakıp dönmeye karar verdi doktor. Belki çoktan adam ölmüştür hem ölmediyse bile ne aradığını dahi tam olarak bilmiyordu. Boşa kürek çekiyor gibiydi.
Üst katta yatak odası, misafir odası ve kapalı bir oda vardı.
Ne yatak odasında ne de misafir odasında hiçbir ipucu bulamadılar. Bir tek kapalı oda kaldı.
-Burda ne var?
-Bilmiyorum. Daha önce girmedim.
-Açabilir misin?
Anahtarları teker teker denediler. Nihayet üçüncüsünde buldular. Emlakçı kapıyı açıp kenara çekildi.
Çok güzel bir çocuk odasıydı!
Pencere kenarında duran sehpanın üzerinde bir not ve doğum kontrol çubuğu vardı: Hoş geldin Deniz!
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

BAŞKAN ŞAHİN, ORTACA’DA KARŞILANDI

KAYMAKAM SAZ ÇALDI, EŞİ TÜRKÜ SÖYLEDİ! İZLEYENLER HAYRAN KALDI!

Başkanı Altındağ’dan Yaşlı ve Hasta Vatandaşlara Gönül Desteği

Minik Kalplerden Miraç Kandili’nde Anlamlı Paylaşım
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
BAŞARININ SIRRIHalil EL
SAVAŞ ORTASINDA ÇOCUK OLMAKMine KAPI
MARDİN’İN SARI TAŞLARINeşe ÜNAL
AKILLA GELEN YALNIZLIK: YAPAY ZEKÂNIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERİSadullah GÜNEŞ
Ziyaret ve Değer VermeYusuf BEĞTAŞ
YOKSULLUĞUN EN SESSİZ HÂLİ: BİR ÇİFT AYAKKABIMahabat İskenderoğlu
SİZ KİMSİNİZ?Abdulaziz ALTEKİN
TAVUKLAR İŞLERİNİ İHMAL EDİNCEMecit Akgül
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA






