• Mardin20 °C
  • Diyarbakır20 °C
  • Batman19 °C
  • Şırnak19 °C
  • İstanbul17 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Aslan: Çocuklarda artan şiddet eğilimini tek bir nedene bağlamak mümkün değil
28 Eylül 2026 Pazartesi 23:28

Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Aslan: Çocuklarda artan şiddet eğilimini tek bir nedene bağlamak mümkün değil

Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Dilan Aslan, son dönemde çocuklarda görülen şiddet eğiliminin tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek aile, arkadaş çevresi, sosyal medya, izlenen filmler ve dijital içeriklerin çocukların davranışları üzerinde etkili

Son dönemde çocuklar arasında artan şiddet olayları ve özellikle okullarda öğrencilere yönelik meydana gelen silahlı saldırılar, çocukların şiddete yönelmesinin nedenlerini yeniden gündeme getirdi.

Çocuk Gelişimi ve Aile Danışmanı Dilan Aslan, çocuklarda artan şiddet eğiliminin arka planında birçok farklı faktörün bulunabileceğini belirterek, bu tür olayların önüne geçilebilmesi için aile ve öğretmeler başta olmak üzere herkese büyük görev düştüğünü belirtti.

İLKHA mikrofonuna değerlendirmelerde bulunan Aslan, aile ortamından arkadaş çevresine, sosyal medyadan izlenen film ve içeriklere kadar birçok unsurun çocukların davranışlarını etkileyebildiğine dikkat çekti.

"Çocuklarda artan şiddet merakını tek bir nedene bağlamak mümkün değil"

Son dönemde çocuklarda görülen şiddet eğiliminin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Aslan, "Son dönemde çocuklarda artan şiddet merakını tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Burada aile, arkadaş çevresi, sosyal medya, izlenilen filmler ve içeriklerin hepsi etkili. Çocuğun yaşantısını neyin etkilediğini anlayabilmek için öncelikle en çok nerede vakit geçirdiğini incelemek, aile yapısına ve aile içi iletişime bakmak gerekiyor. Arkadaş ortamında dışlanan bir çocuk mu, yoksa öğretmeni tarafından sürekli eleştirilen bir çocuk mu?

Çocukların üzerindeki bu duygu patlamasının sebebi, çocukların henüz eleştirmeyi bilmemesi ve dışarıdan gelen tüm duygu ve durumlardan kolayca etkilenmesidir. Çünkü verdikleri telefonda çocukların hangi oyunları oynadığını, izledikleri içeriklerin onların düşüncelerine ne yansıttığını bilmiyor, incelemiyorlar. Aileler neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilse de çocuk sadece gördüğünü örnek alıyor. 'Ben de yapmalıyım' şeklinde bunu davranışa dönüştürüyor. Bu yüzden filmler ve içerikler de etkili oluyor." şeklinde konuştu.

"Şiddetin altında öfke dışında birçok duygu ve sorun bulunabilir"

Sosyal medyada akranlar arasındaki iletişim biçimlerinin de çocukları etkileyebildiğini ifade eden Aslan, "Sosyal medyada da 'Ben yaparım, sen yapamazsın' tarzı akran iletişimleri öne çıkıyor. Çocuklar kabul görmek ve kendilerini kanıtlama ihtiyacı duymakta. Şiddet eğilimi tek bir sebepten değil, arka planda birçok sebep taşımakta. Çocuklarda bir duygu durum bozukluğunda, içe kapanık çocuklarda şiddet eyleminin daha fazla olduğunu görebilmekteyiz. Çünkü çocuklar her zaman duygularını, 'Bunlar ergen' dediğimiz kısım da aynı şekilde, ergenler duygularını çok yoğun ve hızlı bir şekilde yaşıyor.

Dertlerini anlatabildikleri, dinlendikleri zaman kendilerini ifade edip rahatladıklarında belki de arka planda bu tür sorunlarla daha az karşılaşırız. Özentilik, kendini kanıtlama çabası da önemli bir etken. Aileler çocuklarındaki davranış değişikliğini gözlemlemeli. Çünkü çocuk günün yarısını aileyle, yarısını okulda öğretmenlerle geçiriyor. Değişim nedenini birlikte araştırdıkça önlem almak mümkün olur." diye konuştu.

Aslan, son dönemlerde özellikle duygusal ilişkiler ve aşk gibi konularda da kendini kanıtlama ihtiyacının şiddet eğilimine dönüşebildiğini vurgulayarak, "Son zamanlarda aşk gibi konularda da kendini kanıtlama ihtiyacıyla şiddet eğilimi ortaya çıkabiliyor. 'Sen yapamazsın' gibi sözler çocukları harekete geçiriyor, kanıtlamak için olumsuz yolu seçebiliyorlar. Burada hem aileye hem çocuğa sorumluluk düşüyor; aileler çocuklarıyla vakit geçirmeli, doğruyu ve yanlışı anlatmalı." dedi.

"Kesici aletlerin evden temin edilmesi ailelerin sorumluluğunu artırıyor"

Çocukların bilinçaltına yerleşen bazı unsurların da ilerleyen süreçte davranışlarını etkileyebileceğini belirten Aslan, "Artan şiddet olaylarında genellikle kesici aletlerin evden temin edildiği görülüyor. Bu da ailelere düşen sorumluluğu artırıyor. Çocukların bilinçaltına yerleşen etkenler var. Şakayla karışık veya bilinçsizce verilen silah benzeri oyuncaklar, kesici aletler de zamanla bu eğilimi besliyor. Farkında olmadan çocukların zihnine bu tür şeyleri yerleştirmiş oluyoruz. Bir öğrencinin şiddete yöneldiğini önceden fark edebilmek mümkündür. Çocukların şiddete meyilli olup olmadığını iyi gözlemleyebilmemiz için öncelikle ruh hallerine bakmamız gerekiyor.

Çocuklar aniden gülebilir, aniden duygusallaşabilir, aniden ağlama krizleri geçirebilir. Okula başlayan çocukluk dönemi ve ergenlikte duygu geçişleri çok hızlı olur. Burada ailelere düşen görevlerden biri de çocukların çantalarını kontrol etmeleridir. Güvenlik güçlerinin tedbirleri de artırılmalıdır. Ancak konu sadece kesici aletler, çantaya konabilecek tehlikeli maddeler değildir. Çocuklar öfkelendiklerinde fiziksel olarak da müdahalede bulunabilirler."

"Gerekirse uzmanlardan destek alınmalı"

Aslan, çocukların duygularını kontrol altına alabilmek adına gerektiğinde uzaman kişilerden destek alınması gerektiğini söyeleyerek, "Eşyaların denetlenmesinin yanı sıra çocukların ruhsal durumlarının iyi olup olmadığına da bakmak gerekir. Bu noktada ailelere ve öğretmenlere büyük sorumluluk düşüyor. Duygularını iyi gözlemlemeli, gerektiğinde müdahale etmeli, uzman desteği almalıdır. Gerekirse bir gelişim uzmanına veya psikiyatra başvurmalı, çocukların psikolojik sürecini anlayabilmek için uzmanlardan destek almalıdır. Çocuklardaki ani değişim aslında normal bir durum değildir. Aniden içe kapanma, hayatını olumsuz etkileyebilir. Aniden şiddet göstermeye başlaması ileriki yaşamını da etkileyebilir." dedi.

"Oyuncaklara ve çocuklara verilen mesajlara dikkat edilmeli"

Özellikle aile, öğretmen ve güvenlik güçlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini dile getiren Aslan, "Burada ailelere, öğretmenlere, güvenlik güçlerine çok iş düşüyor. Çocuğun da bir köşeye atılması mümkün değil. Ayrıca çocuklara alınan hediyelere, oyuncaklara da dikkat edilmelidir. Bilinçaltına yerleşen mesajlar önemlidir, çünkü bazı şeyler bu yolla normalleşir. Evde, oyun sırasında kurulan senaryolarda gördüklerini okulda da şaka sanmadan uygulayabilirler. Eleştirel düşünme yetileri henüz gelişmediği için gördüklerini tehdit veya doğru bir davranış olarak yansıtabilirler." ifadelerini aktardı.

"Çocuklarımızı kazanmak için en hassas, en önemli dönemindeyiz"

Şiddet davranışı gösteren çocukların yalnızca suçlanmasının doğru olmadığını ifade eden Aslan, sözlerini şöyle tamamladı: "Burada herkese sorumluluk düşüyor. Sadece çocuğu 'kötü' diyerek eleştirmek yerine ailesi, öğretmenleri, rehberlik birimleri ve güvenlik güçleri el birliğiyle çalışmalıdır. Bir çocuğu, şiddet gösterdiğinde eleştirmek yerine onu bu davranışa iten sebepleri bulmalıyız. Çocuğu suçlamak, olumsuz davranışlar yüklemek yerine, çocuğu ruhsal ve psikolojik olarak neyin etkilediğine bakmalıyız. Çünkü çocuklarımızı kazanmak için en hassas, en önemli dönemindeyiz.  (İLKHA)

Bu haber toplam 45 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA