- Mardin-1 °C
- Diyarbakır-2 °C
- Batman2 °C
- Şırnak1 °C
- İstanbul0 °C
Kızaran gözleri hafife almayın: Kış aylarında çocukları bekleyen tehlike
Batman'da kar engeline rağmen hayat kurtaran müdahale
Diyarbakır Memur-Sen'den kamu personel sistemine reform çağrısı
Batman'da tıbbi acil çağrı yönetimi eğitimi verildi
Miniklerden Miraç Kandili etkinliği
Soğuk havalar sakatat tezgâhlarını hareketlendirdi
Diyanet-Sen Batman: Miraç, Mescid-i Aksa'nın kurtuluşu için muhasebe vaktidir
Şanlıurfa’da tarihi eser operasyonu
Rektör Şındak: Siirt Tıp Fakültesi ile ilgili kapanma ya da protokol iptali yok
Cizre Kaymakamı Baycar, eğitim çalışmalarını yerinde inceledi
Batman İl Sağlık Müdürlüğü 2025 hizmet verilerini açıkladı
Şırnak’ta uyuşturucu ve kaçakçılık operasyonu
Çatılar çöktü, ürünler zarar gördü: Buğday pazarı esnafından destek çağrısı
Şanlıurfa’da kaçakçılık ve organize suçlara 2025’te 1276 operasyon
Dr. Zahit Taş uyardı: Enfeksiyonlara karşı en güçlü kalkan el hijyeni ve aşı
- 17:57 - Uçak inmeyen havalimanına terminal: Siirt 5 ay daha ulaşımdan koparılıyor
- 15:06 - Mardin’de kaybolan iki çocuk gölette ölü bulundu
- 15:04 - Prof. Dr. Ebu Zeyd: Kudüs, İslam’a düşman sömürgeci projelerin her zaman hedefi olmuştur
- 14:54 - Acil durumlarda ilk yardım uygulayan kişilerin yaygın olarak yaptığı hatalar
- 21:06 - Batman'da tır ve minibüsün karıştığı kazada 6 kişi yaralandı
- 21:05 - Nusaybin’de “Dünya Kudüs Haftası” kapsamında basın açıklaması düzenlendi
- 21:04 - Batman'da park halindeki otomobil alevlere teslim oldu
- 19:21 - Midyat Standı Ziyaretçi Akınına Uğruyor
- 18:38 - Midyat’ta Karne Sevinci: Protokol Öğrencilerin Heyecanına Ortak Oldu
- 18:18 - Basın İlan Kurumu’ndan Midyat Habur Gazetesi’ne Anlamlı Ziyaret
- 17:15 - 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Ziyareti
- 16:41 - ZEYTİNLİ MAHALLESİ “SIFIR ATIK KÖYÜ” OLMA YOLUNDA İLERLİYOR
- 15:12 - Jandarmadan Öğrencilere Anlamlı Ziyaret; Hem Eğitim Hem Hediye
- 14:35 - Mardin’de İlçe Müftüleri Toplantısı: 2026 Yılı Ocak Ayı Değerlendirmesi Yapıldı
- 12:54 - VEFAT - Abdülkerim AKYEL
Abdulaziz ALTEKİN


BEYAZ ÖNLÜK
Doktorluk, insan hayatına dokunan en kutsal mesleklerden biridir. Bir hekimin meslek hayatı, yalnızca bilgi ve beceriyle değil, aynı zamanda fedakârlık, sabır ve tükenmek bilmeyen bir adanmışlıkla şekillenir. Ancak ne yazık ki, bu kutsal mesleği icra eden doktorlar, toplumun en çok ihtiyaç duyduğu anlarda dahi türlü zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.
Ömür Boyu Süren Bir Öğrenme Yolculuğu
Bir doktorun meslek hayatı, uzun ve zorlu bir eğitim süreciyle başlar. Genç yaşlardan itibaren yıllarca süren yoğun dersler, nöbetler, sınavlar ve pratik eğitimlerle donatılan hekimler, nihayet beyaz önlüklerini giyip mesleklerine adım attıklarında bile yeni zorluklarla yüzleşirler. Tıp fakültesinden mezun olmak, aslında sadece bir başlangıçtır. Sürekli gelişen tıp dünyasında, doktorlar her geçen gün yeni bilgiler öğrenmek, yeni tedavi yöntemleri keşfetmek ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorundadır.
Ancak bu zorlu yolculuk, mesleğe başladıktan sonra da devam eder. Uzun çalışma saatleri, yoğun nöbetler, aşırı hasta sayısı ve bürokratik engeller, hekimlerin motivasyonunu düşüren en büyük etkenlerdendir. Özellikle sağlık sistemindeki performans baskısı ve hekimlere puan üzerinden prim verilmesi gibi uygulamalar, doktorları mesleklerini icra ederken zor durumda bırakmaktadır.
Performans Sistemi ve Hekimlerin Üzerindeki Baskı
Son yıllarda sağlık sektöründe uygulanan performansa dayalı ödeme sistemi, doktorlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuştur. Hekimlerin gelirlerinin büyük bir kısmı, baktıkları hasta sayısına ve yaptıkları işlemlere göre belirlenmektedir. Bu sistem, doktorları hastaları nitelikli bir şekilde tedavi etmek yerine, daha fazla hastaya daha kısa sürede bakmaya zorlamaktadır.
Hasta başına ayrılan sürenin azalması, doktor-hasta ilişkisini de olumsuz etkilemektedir. Bir hastayı dikkatlice dinlemek, doğru teşhis koymak ve tedavi planı oluşturmak zaman gerektirirken, performans sisteminin dayattığı hız, doktorları bu süreçleri hızlı geçmeye mecbur bırakmaktadır. Bu durum, hem doktorların iş yükünü artırmakta hem de hastalarla kurulan iletişimde gerginliklere yol açmaktadır.
Bazı doktorların hastalara karşı zaman zaman sert ya da ilgisiz davranmasının altında yatan sebeplerden biri de budur. Gün içinde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kalan bir hekim, yorgunluk ve tükenmişlik nedeniyle empati kurmakta zorlanabilir. Elbette hiçbir gerekçe hastaya kötü davranmayı mazur göstermez, ancak bu sorunun temelinde sağlık sistemindeki yapısal problemlerin olduğu unutulmamalıdır.
Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet ve Güvensizlik Ortamı
Doktorların en büyük sorunlarından biri de sağlık çalışanlarına yönelik şiddettir. Hasta yakınlarının bilinçsiz tepkileri, zaman zaman doktorları fiziksel ya da sözlü saldırılara maruz bırakmaktadır. Oysa bir doktor, her hastasına aynı titizlikle yaklaşır ve en iyi tedaviyi sunmaya çalışır. Buna rağmen sağlık çalışanlarının kendilerini güvende hissetmemesi, yalnızca onların değil, tüm toplumun sağlığını tehdit eden bir unsurdur. Güvensiz bir çalışma ortamında doktorlar mesleklerini huzurla icra edemez ve bu durum sağlık hizmetlerinin kalitesini doğrudan etkiler.
Sağlıkta şiddetin önüne geçebilmek için caydırıcı yasal önlemler alınmalı ve bu tür olaylara sıfır tolerans gösterilmelidir. Toplumun, doktorların yalnızca hastalara şifa dağıtan kişiler olmadığını, aynı zamanda insan olduklarını ve saygıyı hak ettiklerini anlaması gerekmektedir.
Hekimler Neden Yurtdışına Göç Ediyor?
Son yıllarda Türkiye'de doktorların yurtdışına göç etme oranı ciddi şekilde artmıştır. Almanya, İngiltere ve Kanada gibi ülkeler, sağlık çalışanlarına daha iyi çalışma koşulları, daha yüksek maaşlar ve daha güvenli bir ortam sunduğundan dolayı birçok hekim mesleğini başka bir ülkede devam ettirme kararı almaktadır.
Peki, bu göç dalgasının sebebi yalnızca ekonomik faktörler midir? Elbette ki hayır. Birçok hekim, ülkemizde yaşanan sağlıkta şiddet olayları, yoğun nöbet sistemi, performans baskısı ve yetersiz özlük hakları nedeniyle mesleğini güvenli ve huzurlu bir ortamda icra etmek istemektedir. Bu göç dalgası, sağlık sektöründe ciddi bir doktor açığına sebep olmakta ve sağlık hizmetlerinin aksamasına yol açmaktadır.
Bu noktada, doktorların çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve onların ülkelerinde kalmasını sağlayacak adımların atılması büyük önem taşımaktadır. Hekimlerimize hak ettikleri değeri vermek, onların ülkelerinde kalmalarını sağlamak için elzemdir.
Doktorluk Bir Meslekten Daha Fazlasıdır
Tüm bu zorluklara rağmen doktorlar, insan hayatını koruma ve iyileştirme misyonlarından asla vazgeçmezler. Bir hastanın sağlığına kavuştuğunu görmek, onlar için en büyük ödüldür. Ancak, bu fedakâr insanların yalnızca alkışlarla değil, somut iyileştirmelerle desteklenmesi gerekmektedir.
Doktorların daha iyi bir sağlık sistemi içinde çalışabilmesi için şu adımlar atılmalıdır:
-Performans sistemi yerine, kalite odaklı bir değerlendirme mekanizması oluşturulmalıdır.
-Hekimlere hasta başına yeterli süre tanınmalıdır.
-Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenlemeler artırılmalıdır.
-Hekimlerin özlük hakları iyileştirilmelidir.
-Psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilerek tükenmişlik sendromuna karşı önlemler alınmalıdır.
Sağlık politikalarının iyileştirilmesi, doktorların özlük haklarının korunması, şiddetin önlenmesi ve çalışma koşullarının insanca bir seviyeye getirilmesi, yalnızca doktorlar için değil, tüm toplum için atılması gereken adımlardır.
Unutulmamalıdır ki, sağlıklı bir toplum, ancak doktorlarına sahip çıkan bir toplumla mümkündür. Doktorluk sadece bir meslek değil, insanlığa adanmış bir yaşam biçimidir. Onların emeklerine değer vermek, çalışma koşullarını iyileştirmek ve mesleklerini güven içinde icra etmelerini sağlamak, yalnızca bir teşekkür değil, insani bir borçtur. Vesselam
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA

















