• Mardin20 °C
  • Diyarbakır16 °C
  • Batman15 °C
  • Şırnak13 °C
  • İstanbul16 °C

Sadullah GÜNEŞ / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SESSİZLİĞİN GÖLGESİNDE İNSANLIK: DÜNYANIN YARALI VİCDANI

01 Kasım 2026 Pazar 21:32
 
 
 
 
Tarih boyunca insanlık, adalet ile zulüm arasındaki kadim mücadelenin en ağır sahnelerine tanıklık etti. Lakin içinde bulunduğumuz bu çağ, zulmün yalnızca şekil değiştirdiği değil, aynı zamanda ekranlar aracılığıyla tüm dünyanın gözü önünde sıradanlaştırıldığı ve naklen izlenen bir trajediye dönüştüğü bir dönem hâline geldi. Dünyanın farklı coğrafyalarından yükselen çığlıklar, ne yazık ki çıkarların ve küresel sessizliğin kalın duvarlarına çarpıp kayboluyor.
EKRANLARDA AKIP GİDEN ACILAR
Bugün dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir zulmü öğrenmek için günlerce beklemek gerekmiyor. Birkaç saniye içinde, başka bir kıtadaki yıkımı, gözyaşını ve çaresizliği cebimizdeki ekranlardan görebiliyoruz. Ancak ironik olan şu ki bilginin bu kadar kolay ulaşılabilir olması, duyarlılığı artırmak yerine acıyı sıradanlaştırdı.
İnsanlar, sabah kahvelerini içerken bir mülteci kampından gelen fotoğrafı ya da yıkılmış bir şehrin enkazını ekranlarında kaydırıp geçiyor. Zulüm, dijital bir akışın ortasında tüketilen bir nesneye dönüştü.
GÜCÜN HAKLI SAYILDIĞI BİR DÜNYA
Uluslararası hukuktan insan haklarına, evrensel değerlerden barış söylemlerine kadar devasa bir kelimeler havuzunda yaşıyoruz. Fakat pratikte işleyen tek kural var: “Güçlü olan haklıdır.”
Mazlumun dini, dili ve rengi, bulunduğu coğrafyaya göre sorgulanır oldu.
Bir yerde dökülen gözyaşı manşetlerden düşmezken başka bir coğrafyadaki insanlık dramı, “görmezden gelinenler” listesine hapsediliyor.
Bu çifte standart, dünyadaki zulmü besleyen en büyük yakıttır. Çünkü zalim, cezasız kalacağını ve dünyanın birkaç gün ses çıkarıp sonra unutacağını bildikçe cüretini artırıyor.
Peki, bu karanlık tablo karşısında insanlık ne yapmalı?
Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, zalimin yanında yer almak demektir. Tarihin bu dönüm noktasında bizlere düşen en büyük sorumluluk, duyarsızlaşma virüsüne karşı direnmek ve insanlığımızı korumaktır.
Dünyanın neresinde olursa olsun; ister bir şehir enkazında ister yoksulluğun ve adaletsizliğin pençesinde kıvranan milyonlar arasında yaşansın, zulme karşı ses yükseltmek bir insanlık borcudur.
Çünkü haksızlık karşısında susanlar, dilsiz şeytanlar gibi, adaletsizliği kanıksayan toplumlar da bir gün o zulmün çarkları altında ezilmeye mahkûmdur.
Unutulmamalıdır ki dünyayı kurtaracak olan büyük ordular ya da soğuk siyasi anlaşmalar değil; insan kalmayı başaranların vicdanı ve sesini yükseltmekten vazgeçmeyenlerin adalet arayışıdır.
Sadullah GÜNEŞ
İlahiyatçı Yazar
Midyat Devlet Hastanesi Manevi Destek Uzman

 

Bu yazı toplam 30 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA