• Mardin12 °C
  • Diyarbakır15 °C
  • Batman16 °C
  • Şırnak14 °C
  • İstanbul15 °C

Mine KAPI / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

FEDAKÂRLIK

28 Ekim 2026 Çarşamba 20:29
 
 
 
 
İnsanın karakterli ya da yüksek karakterli olması gerektiği çok söylenir. Ancak karakteri oluşturan değerler sayıldığında çoğu kez fedakârlıktan bahsedilmez. Oysa bugünden itibaren bunu hiç unutmamalıyız. Fedakârlık sözde kalırsa hiçbir işe yaramaz.
Fedakârlık, karşılıklı olduğunda anlam kazanır. Biri kendinden bir şeyler feda ediyorsa diğeri umursamazca davranıyorsa bu ne sevgidir ne de fedakârlıktır. Gerçek fedakârlıkta gösteriş yoktur. Yaşamın devam etmesi fedakârlıksız düşünülemez bile. Herkes belli bir zamanda, belli durumlarda veya hayatı boyunca fedakârlık yapmak zorundadır.
Fedakârlık, “Sıkıntıya katlanma pahasına bir şeyin veya bir kimsenin menfaati için göze alınan hareket, fedakârca davranış.” olarak ifade edilir.
Yani fedakâr insan; sahip olduğu, sevdiği, değer verdiği kişiyi ya da her şeyi, gerektiği durumlarda hiç düşünmeden, seve seve feda edebilendir. Belli bir amaç uğrunda sıkıntı ve güçlükleri göğüslemek, fedakârlığın gereğidir. Sevdiği için, sevgisinin uğruna gerektiğinde karşısındakine her şeyi açıkça söylemek; ona dürüstçe ne durumda olduğunu, ne gibi sorunlar yaşadığını anlatmak da fedakârlığın bir parçasıdır.
Zora düştüğünde karşı tarafa “Beni arama, bana yazma.” demek değildir fedakârlık. Sevgi fedakârlık ister. Seven, sevdiği için fedakârlığa katlanır. Sevgide fedakârlık, her zorluğa göğüs germektir. Fedakârca, kaçmadan ve yürekten davranılmıyorsa o sevgi, gerçek sevgi değildir.
Fedakârlığın bir fazilet olduğunu insan belki de bu şekilde öğrenebilir ve yaşatabilir. Annenin fedakârlığı özeldir. Karşılıksız yapılan, beklentisiz bir fedakârlıktır aslında. Peki, sizce bu fedakârlık mıdır, yoksa zaten yapılması gereken bir davranış mıdır?
İnsanlara genel anlamda baktığımızda, fedakârlık noktasında herkesin her türlü fedakârlığı yapamadığını görürüz. Herkes kendi imkânları ölçüsünde bir çeşit fedakârlıkta bulunabilir. İnsan; sahip olduğu değerlere, imkânlara ve içinde bulunduğu şartlara göre fedakârlık yapar. Ancak toplumumuzda, bu tür fedakârlıkları dahi yapamayan insanlar da vardır.
Belki de hayat fedakârlıkla başlar diyebiliriz. Her ikili ilişki fedakârlıkla başlar; ancak onu sürdürebilene, fedakâr olabilene ne mutlu!
Birlikte bir hayat kurmak için adım atmaya karar veren, birbirini seven kişiler, sevdikleri uğruna bazı güçlükleri ve fedakârlıkları göze almalıdır. Ancak bu fedakârlık karşılıklı olursa denge sağlanabilir. Çünkü birlikte mutlu olmanın temeli fedakârlıktır. Bir tarafta fedakârlık yoksa o ilişki belli bir süre sonra sona erer.
Hz. Mevlânâ bu konuda şöyle buyuruyor:
“Uğruna fedakârlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıp da kendine yük etme.”
Bir başka sözünde de çok önemli bir uyarıda bulunuyor Hz. Mevlânâ:
“Sevgide fedakârlık yolunu bulamayanları asla gönül kapınızdan içeri sokmayın.”
Yeter artık, yeter! Hep ben mi fedakârlık edeceğim? Fedakârlık hep benden mi bekleniyor? İnsanoğlu bazen bu soruları sormak durumunda kalıyor.
Aslında önemli olan, fedakârlığın sözde kalması değil, uygulamaya geçirilmesidir. Fedakârlık fırsatlarını değerlendirmek gerekir. Mutluluk ancak fedakârlıkla kazanılır. Bazen bir şeyi elde etmek için başka bir şeyden vazgeçmek gerektiğini insan bilmelidir. Fedakârlık ruhu geliştirildiğinde insan huzura kavuşur ve olumsuzluklardan uzaklaşır.
Çoğu kez insan, fedakârlığı basit bir iş olarak görür. Oysa fedakârlık; aşırı isteklerden, bencil düşüncelerden, kıskançlıktan, öfkeden, hırstan ve kibir gibi kötü huylardan vazgeçmektir. Belki de fedakârlık, insani değerlerin günlük hayatta sürekli uygulanmasıdır. Yani yaşamı hakikatle, doğru davranışlarla, iç huzurla ve sevgiyle sürdürmektir.
Elbette burada söz konusu olan gerçek sevgidir. Günlük ve geçici heveslere sevgi denilemez. İnsanoğlu önce geçici heveslerle gerçek sevgiyi birbirinden ayırt etmelidir. Fedakârlık, gerçek sevgiyle devam eden bir yolculuktur.
Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel şöyle der:
“Bir insanın sana verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği önemlidir.”
Bencil insanlar, yalnızca kendilerini düşünenler, en küçük bir fedakârlıktan bile kaçınırlar. Kendi mutluluğunu ön planda tutanlar, başkasının mutlu olmasını çok gördükleri için fedakârlıktan uzak dururlar. Bu bencil insanlar karşılarındaki kişilerden sevgi, saygı, değer, ilgi ve alaka beklerler. Oysaki kendileri bunları asla karşılarındakilere vermezler.
İki kişi arasındaki ilişkide eleştiri konusu fedakârlık olduğunda, bencil olan taraf “Sitem ediyorsun, hep sitem, hep sitem!” diyerek karşısındakini eleştirir ve suçlar. Hâlbuki kendisini öz eleştiriden asla geçirmez.
Fedakâr olmak, insanlığın simgesidir; yaşamın güzel yanıdır. Yaşamı güzel görmeyen kişiler fedakâr olamazlar, olamıyorlar da…
Çünkü fedakârlık, yalnızca sözle değil, davranışlarla gösterilir. Gerçek sevgi; emek, anlayış, dürüstlük ve karşılıklı fedakârlıkla yaşatılır.
Mine KAPI

 

Bu yazı toplam 46 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA