- Mardin17 °C
- Diyarbakır11 °C
- Batman12 °C
- Şırnak14 °C
- İstanbul16 °C
Batman Üniversitesinde öğrenciler mezun olmadan iş deneyimi kazanacak
Şırnak'ta eğitimlerini tamamlayan 15 hafız için icazet merasimi düzenlendi
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel: Soykırım akla gelebilecek birçok suçtan daha ağır, insanlığa karşı işlenen bir suçtur
Cizre’de öğrencilere "Dünya Gıda Günü" etkinliği
MİDYAT’TA KAÇAKÇILIK OPERASYONU:
- 18:39 - Başkan Veysi Şahin, “Türkiye Yüzyılında Marka Şehirler Zirvesi”Ne Katıldı
- 18:25 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir’den Midyat Belediyesi’ne Ziyaret
- 16:31 - Tuğgeneral Serkan Aydın’dan Midyat Kaymakamı Mehmet Kaya’ya Ziyaret
- 14:38 - MİDYAT DEVLET HASTANESİ’NDE TEMEL İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ DÜZENLENDİ
- 11:45 - MİDYAT ADALET SARAYI HİZMETE AÇILIŞ İÇİN GÜN SAYIYOR
- 08:33 - KAYMAKAM MEHMET KAYA, KARİYER GÜNLERİNDE ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU
- 22:19 - VEFAT • Hacı Hasine Erkan
- 15:23 - KAYMAKAM MEHMET KAYA, HASTANE YÖNETİMİ VE PERSONELİYLE ÖĞLE YEMEĞİNDE BULUŞTU
- 12:26 - MİDYAT’TA 2026 KPSS ORTAÖĞRETİM SINAVI İÇİN KOORDİNASYON TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 12:23 - VEFAT • Mahsum Arslan
- 01:16 - MİDYAT’TA 19 EKİM MUHTARLAR GÜNÜ PROGRAMI DÜZENLENDİ
- 01:08 - MİDYAT BELEDİYESİ ARAÇ FİLOSUNA 10 YENİ ARAÇ KATTI
- 01:03 - Batman Üniversitesinde öğrenciler mezun olmadan iş deneyimi kazanacak
- 00:59 - Şırnak'ta eğitimlerini tamamlayan 15 hafız için icazet merasimi düzenlendi
- 00:58 - Şırnak’ta kayıp engelli genç için seferberlik
Yusuf BEĞTAŞ / Yazar


Ruhun Rehberliğinde Yaşamak
İnsan, yalnızca etten kemikten oluşan bir varlık değildir. O, zamanın dar kalıplarına sığmayan; görünmeyeni sezebilen, hissedebilen ve anlamlandırabilen bir ruhun beden giymiş hâlidir.
Bu hakikati kavramak, hem kendimizi hem de evreni doğru okumamızın ön koşuludur. Çünkü yaşam, yalnızca maddi ihtiyaçların karşılandığı bir süreç değil; ruhun değerlerini hayata geçirme yolculuğudur. Evrenin ve insan hayatının ruhani bir amaçtan yoksun olmadığı gerçeğini kabullenmek, bizi hem bireysel farkındalığa hem de kolektif iyiliğe yaklaştırır. Bu yolda yapılan hiçbir iyilik, ruhun ışığını çoğaltan hiçbir çaba boşa gitmez. Zira her içten gayret, görünmeyen bir dengede yankı bulur; sonsuz bir şefkatin izinde kaybolmadan ilerler.
Amaç ve Sorumluluk
Yaşamın içinde, görünmeyen ama hissedilen bir yön vardır: insanı yalnızca fiziksel değil, ruhsal olarak da şekillendiren bir yön.
Bu yön, varlığımızın iç sesinde yankılanan anlam sorusunu her adımda yeniden dile getirir: “Neden buradayım ve neye hizmet ediyorum?”
İşte bu soru, bizi sadece bireysel varoluşumuzla değil, evrensel bir ahenk içinde yaşayan tüm varlıklarla olan ilişkimizi de sorgulamaya davet eder.
Ruhani amaç, insanın sadece kendi iyiliğini değil, başkalarının da iyiliğini gözeterek yaşamasını gerektirir. Çünkü ruh, sadece kendine değil, başkalarına da fayda sağlamak ister. Bu bağlamda her insan, içsel potansiyelini keşfetme ve bunu dünyaya yansıtma sorumluluğuna sahiptir. Bu, bir inanç meselesinden öte, bir bilinç halidir. Sessiz bir bilgelikle dokunur hayata; yargılamadan, bölmeden, üstünlük taslamadan.
Evrensel sorumluluk ise, bu ruhani amacın toplumsal boyutudur. İnsan, kendi iç huzurunu ararken aynı zamanda ortak yaşamın da inşasında pay sahibi olmalıdır. Çünkü ruhun rehberliği yalnızca içe dönük değil, dışa taşan bir ışıktır. Yapılan her iyilik, her dürüst niyet, her samimi gayret; evrenin ruhani yapısında bir iz bırakır. Görülmese de eksilmez, alkışlanmasa da silinmez.
Unutmamak gerekir ki, kalıcı olan ruhun değerlerini yaşatma yolunda yapılan hiçbir iyilik ve ona bağlı gelişen hiçbir çaba boşa gitmez. Bu da, her anın bir anlam taşıdığına, her çabanın görünmeyen bir bütünle bağ kurduğuna dair kadim bir çağrıdır. İnsan, bu çağrıya kulak verdiğinde, sadece kendi varlığını değil; evrensel iyiliği de beslemeye başlar.
İçsel Değerler
Ruhun rehberliğinde yaşamak; sadece sezgisel bir kabulleniş değil, aynı zamanda bilinçli bir yöneliştir. Bu yöneliş, kalbin sesine kulak vermeyi, özün çağrısını duyabilmeyi gerektirir. Çünkü insanın hakikate açılan yolu, çoğu zaman dış dünyanın gürültüsünden değil, iç dünyanın sessizliğinden geçer. Bu sessizlikte yankılanan en kıymetli miras ise, içsel değerlerdir.
İçsel değerler; doğuştan getirdiğimiz ve yaşadıkça olgunlaştırdığımız manevi sermayemizdir. İçsel değerler, insanın ruhsal mimarisini inşa eden görünmez sütunlardır. Zamanla kökleşir, sınavlarla sağlamlaşır, farkındalıkla parlar.
Tevazu, insanı kendi sınırlarının farkına vardırır. Sabır, zamanın öğretiyle yoğurduğu bir bilgeliktir. Merhamet, başkalarının varlığına saygı duymanın en saf biçimidir. Sadelik, fazlalıklardan arınarak özde kalabilme cesaretidir. Şeffaflık ise hem kendine hem başkasına karşı dürüstlüğün aydınlık yüzüdür. Adalet, sadece başkalarına değil, kendine karşı da hakkı gözetebilmektir; vicdanın terazisidir. Vefa, geçmişin izlerini inkâr etmeyen, hatırayı kutsayan bir kalp zarafetidir. Basiret, sadece görmek değil, görünenin ardındaki anlamı sezebilmektir. Nezaket, kelimelerin ve davranışların ruhu incitmeden aktığı bir erdemdir. Cömertlik, paylaşmanın ötesinde, kendinden vererek çoğalmayı bilmektir. Öz disiplin, anlık arzular karşısında özü koruyabilmenin sabırlı kudretidir. Haya, insanın kendi vicdanına karşı taşıdığı mahcubiyetin ve asaletin adıdır. İçtenlik, sahiciliğin dışa taşan sıcaklığıdır; yapaylıktan arınmış bir varoluş biçimi. Yumuşak huyluluk, gücünü öfkeyle değil, sükûnetle gösteren içsel bir zarafettir. İstikamet, kararsızlık girdabında yön kaybetmeden, iç hakikate sadık kalabilmektir. Sezgi, akılla izah edilemeyeni gönül gözüyle fark edebilme yetisidir. Umut, karanlık zamanların içinden ışığı çağırabilen inançtır.
Bu değerler, yalnızca bireysel erdemler olarak kalmaz; toplumsal bağlarımızı da besler. Çünkü içsel dünyasıyla barışık olan insan, dış dünyada çatışmaya değil, uzlaşıya meyillidir. Ruhun taşıdığı ışık, önce içte parlar; sonra dışa yansır. Bu nedenle içsel değerleri yaşamak, aynı zamanda bir ruhsal sadakat biçimidir. Kökü içeride olan her davranış, meyvesini dışarıda verir.
Her insan bu değerlere tutunarak hem kendini dönüştürebilir hem de yaşadığı toplumu daha yaşanabilir bir hâle getirebilir. İşte bu da ruhani yaşamın en somut meyvesidir: hem kendinde hem çevrende iyiliği çoğaltmak. Ve bu çoğalış, sessizce olur; gösterişsiz, ama kalıcı bir iz bırakır.
Bu çoğalmaya sahip olabilmek için kendimizi tanımalıyız, içimizdeki ışığı büyütmeliyiz ve bu ışığı çevremize yansıtmalıyız.
Yusuf Beğtaş
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

ALMANYA’DAN MİDYAT’A MÜZİK KÖPRÜSÜ

BAŞKAN ŞAHİN, ORTACA’DA KARŞILANDI

KAYMAKAM SAZ ÇALDI, EŞİ TÜRKÜ SÖYLEDİ! İZLEYENLER HAYRAN KALDI!

Başkanı Altındağ’dan Yaşlı ve Hasta Vatandaşlara Gönül Desteği
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
BİR TOPLUMUN KÖKLERİ: TÖREMine KAPI
DİJİTAL ÇAĞIN GÖRÜNMEYEN SALGINI: KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLAŞMAKSadullah GÜNEŞ
GİRİŞİM DESTEKLENİRSE, GELİŞİM BAŞLARHalil EL
DERMAN GELMEYECEK YERDE GÖNLÜNÜ TEZGÂHA AÇMAMahabat İskenderoğlu
Süryanicede Yeni Bir Şiir KitabıYusuf BEĞTAŞ
ARAFTANeşe ÜNAL
SİZ KİMSİNİZ?Abdulaziz ALTEKİN
TAVUKLAR İŞLERİNİ İHMAL EDİNCEMecit Akgül
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA






