• Mardin26 °C
  • Diyarbakır19 °C
  • Batman23 °C
  • Şırnak21 °C
  • İstanbul17 °C

Sadullah GÜNEŞ / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DİJİTAL ÇAĞIN GÖRÜNMEYEN SALGINI: KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLAŞMAK

14 Ekim 2026 Çarşamba 19:59
​Günümüz dünyasında sabah gözümüzü açtığımız andan gece başımızı yastığa koyana kadar binlerce uyarıcıya, bilgiye ve mesaja maruz kalıyoruz. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, anlık mesajlaşma uygulamaları… Hiç olmadığı kadar "bağlantıdayız" ama paradoxal bir şekilde, hiç olmadığı kadar da "yalnızız".
​İletişim araçlarının bu kadar geliştiği bir çağda, insanın insanla olan samimi temasının giderek azalması, çağımızın en büyük sosyal krizlerinden biri haline geldi.
​Ekrana Dokunmak ile Kalbe Dokunmak Arasındaki Fark
​Sosyal medyada yüzlerce "arkadaşa", binlerce "takipçiye" sahip olmak; insanın dertleşebileceği, çayını paylaşıp gözünün içine bakarak konuşabileceği bir dostun yerini tutamıyor. Dijital mecralar bize iletişimin hızını sundu ancak derinliğini elimizden aldı.
​Beğeni sayıları, kısa mesajlar ve hazır emojilerle sürdürülen ilişkiler, insan ruhunun en temel ihtiyacı olan "anlaşılma" ve "ait olma" duygusunu tatmin etmeye yetmiyor. Aksine, herkesin mükemmel hayatlar yaşadığı illüzyonunu sunan dijital vitrinler, bireylerde bir yetersizlik ve soyutlanmışlık hissi uyandırıyor.
​Yüz Yüze İletişimin ve Mahalle Kültürünün Özlemi
​Eskiden mahallelerimizde, sokaklarımızda var olan o samimi komşuluk ilişkileri, selamlaşmalar ve kapı önü sohbetleri toplumsal bir tutkaldı. Birbirinin halini hatırını soran, dertleriyle dertlenen insanlar topluluğu; bireyi yalnızlığın soğuk yüzünden koruyan doğal bir kalkandı.
​Bugün ise aynı apartmanda yaşayıp birbirini tanımayan, asansörde göz göze gelmekten kaçınan bireylere dönüştük. Fiziksel olarak yan yana ama ruhen kilometrelerce uzak hayatlar yaşıyoruz.
​Çözüm: Dijital Detoks ve Öze Dönüş
​Peki, bu dijital yalnızlaşma girdabından nasıl çıkacağız?
​Teknolojiyi Araç Yapmak: Teknolojiyi hayatımızın merkezine değil, sadece kolaylaştırıcı bir araç konumuna çekmeliyiz.
​Gerçek Temaslara Zaman Ayırmak: Ailemizle, dostlarımızla geçirdiğimiz vakitlerde ekranları bir kenara bırakıp "anda" kalmayı başarmalıyız.
​Selamı ve Sohbeti Yaygınlaştırmak: Günlük hayatın koşturmacası içinde bir tebessümü, hal-hatır sormayı ve samimi bir selamı esirgememeliyiz.
​İnsanın fıtratı, yalnız yaşamak üzere değil; paylaşmak, dayanışmak ve hemhal olmak üzere kurulmuştur. Kalabalıklar içinde kaybolmak yerine, bir gönüle dokunmanın ve hakiki dostluklar inşa etmenin kıymetini yeniden hatırlamak zorundayız.
Sadullah GÜNEŞ
İlahiyatçı Yazar
Midyat Devlet Hastanesi
Manevi Destek Uzmanı

 

Bu yazı toplam 34 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2026 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA