Bu bir açlar sofrası;
Doymak bilmeyen aç ruhların sofrası.
Buyurun, sofraya!
Sırat Köprüsü’nden size selam gönderiyorum.
Sadece midenizi doyurmakla kalmadınız,
Şimdi de ruhlarınızı doyurmanın peşindesiniz.
Biz, tok ruhlar bölgesi mi olduk?
Midelerimizde taş mı kaynıyor artık?
Aman Allah’ım, ne konforlu bir yaşam!
Her yan “ben, ben, ben” diyenlerle dolu.
Kimi sevgi dilenir,
Kimi aşk…
Kimi para ister,
Kimi bir lokma ekmek…
Kimi iş arar,
Kimi aile,
Kimi şöhret peşinde,
Kimi ise sadece bir gül dilenir.
Haydi, buyurun mahşer gününe,
Hep birlikte yürüyelim ateşe.
Alevler içinde yanalım,
Ruhlarımızın ateşiyle tutuşalım.
Gözlerimizdeki umutla parlayalım.
Yanalım…
Yanalım sonsuzluğa dek.
Ruhlarımızın sesi yankılansın,
Ve aşkın sınırsızlığında kaybolalım.
Bu yazı toplam 1360 defa okunmuştur.