- Mardin28 °C
- Diyarbakır24 °C
- Batman23 °C
- Şırnak22 °C
- İstanbul20 °C
- 21:03 - MİDYAT’TA 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ ANMA PROGRAMI
- 18:53 - Veysi Şahin, organik köy ürünleri standını ziyaret etti
- 16:07 - MİDYAT BELEDİYESİNDEN ÇEVRECİ VE DOĞA DOSTU TEMİZLİK ÇALIŞMALARI
- 15:22 - MİDYAT’TA GÖKYÜZÜ GAZZELİ ÇOCUKLAR İÇİN HAVALANDI
- 15:13 - Mardin’de Kahraman Gaziler ve Aileleri Onuruna Program Düzenlendi
- 23:13 - Bakan Kacır Diyarbakır'da 20 projeyi açıkladı: 177 milyarlık yatırım, 141 bin istihdam
- 23:11 - Siirt’te Alzheimer farkındalığı için bilgilendirme standı açıldı
- 23:05 - MİDYAT DEVLET HASTANESİNDE KAHKAHA TERAPİSİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ
- 21:26 - Çınar'da "Hayat Namazla Güzeldir" etkinliği düzenlendi
- 18:51 - MİDYAT’TA ASAYİŞ VE GÜVENLİK KOORDİNASYON TOPLANTISI YAPILDI
- 17:17 - Batman Valiliği, Kozluk'taki olayla ilgili açıklama yaptı
- 10:43 - Akaryakıt fiyatları 100 TL'yi aştı: Sürücüler tepkili
- 07:49 - Köy öğrencileri bilim ve tasarım etkinlikleriyle buluştu
- 07:47 - Prof. Dr. Ebu Zeyd: Mescid-i Aksa adım adım dönüştürülüyor, ümmet tehlikenin boyutunu görüyor mu?
- 07:45 - Şanlıurfa'da gıda denetimi: 315 kilo sağlıksız ete el konuldu
Sadullah GÜNEŞ / Yazar


İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEN İSTEMEDİĞİNİ İŞİTİR
Bir zamanlar, hayatın sadece zâhirinde takılı kalmayan, hadiselerin görünen kısmından ziyâde, derûnundaki hakikatleri temâşâ etme gayretiyle hareket eden, hikmet ehli, yaşlı bir tahta oyma ustası yaşarmış.
Bu ustanın da, hayata dâimâ karamsarlıkla bakmayı huy edinmiş, her şeyden şikâyet eden ve hiçbir zaman memnun olmayan ham bir çırağı varmış. Öyle ki, ustası ne kadar güleryüzlü ise, çırak o kadar abus çehreli; ustası ne kadar cömert ise, çırak o kadar cimri; ustası ne kadar yardımsever ise, çırak da o kadar bencilmiş.
Günlerini, dünyaya gelişin imtihan hikmetine binâen olduğunun idrâkinden uzak olarak geçiren bu çırak, başına gelen en küçük sıkıntıda bile yüzünü buruşturup şikâyet edermiş. Hayat onun için sanki sırf kötülüklerden, sıkıntılardan, acılardan, dertlerden ve mutsuzluklardan ibâretmiş.
Hikmet ehli olan ustası, bir gün bu çırağına güzel bir ders vermek istemiş. Onu, bakkala tuz almaya göndermiş. Âdeti olduğu üzere çırak da söylene söylene denilen şeyi yapmış. Ustasının yanına geldiğinde “şimdi tuzun ne gereği vardı ki sanki!” gibisinden bir tavırla tuzu ustasının önüne koymuş.
Usta, çırağını bir müddet süzdükten sonra, sert bir üslûb ile bir avuç tuzu bir bardak suya döküp karıştırmasını söylemiş. İşin nereye varacağını henüz anlamayan çırak, yine suratı bir karış asık bir şekilde söyleneni yapmış. Ustası üslûbunu biraz daha sertleştirerek; “Şimdi de yanımda çırak olarak devam etmek istiyorsan o suyu iç!” diye emretmiş. Çırak önce şaşırmış. Sonra kaşlarını çatmış. “Bir bardak tuzlu su nasıl içilir ki usta!?” diye söylenmiş. Lâkin ustasının daha evvel hiç görmediği sert bir yüz ifâdesiyle kendisine hitâb etmesinden dolayı, zorlanarak da olsa bardaktan az bir yudum almış. Almasıyla da yüzünün şeklinin değişmesi ve suyu tükürmesi bir olmuş. Bu hâdise üzerine ustasının da yüzündeki sertlik, birden tatlı bir tebessüme dönüşmüş. Sonra çırağına sormuş:
“–Tadı nasıldı?”
Çırak, kızgınlıkla şöyle cevap vermiş:
“Tuzlu, hem de çok tuzlu! Zehir gibi…”
Usta, tebessümüne devam ederken elinden tuttuğu çırağı bu defa köyün kenarındaki tatlı su gölünün kıyısına götürmüş. Az evvelki yaptığını burada da yapmasını söylemiş. Çırak da bir avuç tuzu göle atıp sonra da gölün tatlı suyundan kana kana içmiş. O, ağzının kenarlarından akan suyu eliyle silerken ustası tekrar sormuş:
“–Tadı nasıldı?”
“–Bal gibi tatlı!” diye karşılık vermiş çırak. Ustası devamla:
“–Peki, tuzun tadını hiç alabildin mi?” diye sorunca çırak şöyle cevaplamış:
“–Hayır! Tuzun tadını almadım. Tuz sanki gölün içinde kayboldu.”
Bunun üzerine hikmet ehli usta, suyun yanında diz çökmüş olan çırağının yanına oturmuş ve ona ömrü boyunca unutamayacağı şu dersi vermiş:
“–Pek değerli evladım! Hayatımızdaki dertler, sıkıntılar, ıztıraplar tuz gibidir; ne azdır ne de çok. Bunların miktarı hep aynıdır. Ancak, bu sıkıntıların kişiye ne kadar tesir edeceği, onun neyin içine konulacağına bağlıdır. Bir sıkıntın, ıztırabın olduğunda yapman gereken şey gönül dünyanı genişletmek ve duygularını zenginleştirmektir. Bardak olmayı bırakıp göl olmaya çalışmaktır. O anda göremesen bile, o sıkıntıların sonucundaki güzellikleri görebilmektir.”
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

BAŞKAN ŞAHİN, ORTACA’DA KARŞILANDI

KAYMAKAM SAZ ÇALDI, EŞİ TÜRKÜ SÖYLEDİ! İZLEYENLER HAYRAN KALDI!

Başkanı Altındağ’dan Yaşlı ve Hasta Vatandaşlara Gönül Desteği

Minik Kalplerden Miraç Kandili’nde Anlamlı Paylaşım
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
BEYAZ DUVARLAR ARASINDAKİ UMUT: HASTANE ODALARIMine KAPI
HER ŞEYİ KAZANIP NEYİ KAYBEDİYORUZ?Halil EL
Ruhun İnşası ve Hayatın KalitesiYusuf BEĞTAŞ
MARDİN’İN SARI TAŞLARINeşe ÜNAL
AKILLA GELEN YALNIZLIK: YAPAY ZEKÂNIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERİSadullah GÜNEŞ
YOKSULLUĞUN EN SESSİZ HÂLİ: BİR ÇİFT AYAKKABIMahabat İskenderoğlu
SİZ KİMSİNİZ?Abdulaziz ALTEKİN
TAVUKLAR İŞLERİNİ İHMAL EDİNCEMecit Akgül
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA











