- Mardin28 °C
- Diyarbakır24 °C
- Batman23 °C
- Şırnak22 °C
- İstanbul20 °C
- 21:03 - MİDYAT’TA 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ ANMA PROGRAMI
- 18:53 - Veysi Şahin, organik köy ürünleri standını ziyaret etti
- 16:07 - MİDYAT BELEDİYESİNDEN ÇEVRECİ VE DOĞA DOSTU TEMİZLİK ÇALIŞMALARI
- 15:22 - MİDYAT’TA GÖKYÜZÜ GAZZELİ ÇOCUKLAR İÇİN HAVALANDI
- 15:13 - Mardin’de Kahraman Gaziler ve Aileleri Onuruna Program Düzenlendi
- 23:13 - Bakan Kacır Diyarbakır'da 20 projeyi açıkladı: 177 milyarlık yatırım, 141 bin istihdam
- 23:11 - Siirt’te Alzheimer farkındalığı için bilgilendirme standı açıldı
- 23:05 - MİDYAT DEVLET HASTANESİNDE KAHKAHA TERAPİSİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ
- 21:26 - Çınar'da "Hayat Namazla Güzeldir" etkinliği düzenlendi
- 18:51 - MİDYAT’TA ASAYİŞ VE GÜVENLİK KOORDİNASYON TOPLANTISI YAPILDI
- 17:17 - Batman Valiliği, Kozluk'taki olayla ilgili açıklama yaptı
- 10:43 - Akaryakıt fiyatları 100 TL'yi aştı: Sürücüler tepkili
- 07:49 - Köy öğrencileri bilim ve tasarım etkinlikleriyle buluştu
- 07:47 - Prof. Dr. Ebu Zeyd: Mescid-i Aksa adım adım dönüştürülüyor, ümmet tehlikenin boyutunu görüyor mu?
- 07:45 - Şanlıurfa'da gıda denetimi: 315 kilo sağlıksız ete el konuldu
Sadullah GÜNEŞ / Yazar


İmanın cahili olan, neyin âlimidir?
Niceleri geldi geçti. Nice toplumlar, nice milletler, nice insanlar… Kimileri dünyasını abad etti, kimileri dünyasını harab etti. Kimileri iman etti, iman edilmesi gerekenlere iman etti ve ahiretlerini abad etti, kimileri ahireti unuttu asıl hayatlarını harab etti.
Sıra bizde. Şimdi sorumuz kendimize şu. Bizde bu dünyada kaybedenlerden olup mu göçeceğiz, kazananlardan olup da mı dünyadan ayrılacağız?
Her gün beş vakit namazımızda okuduğumuz Fatiha süresinde bildirilen ayetlerle yeniden kendimize şu soruyu sormak istiyorum. İstikamet üzerine yaşayıp kendilerine nimet verilenlerden mi olmak istiyoruz, gazaba uğrayanlardan veya doğrudan sapmışlardan mı olacağız?
Bu soruları şu hadisi şerifi ön planda tutarak cevap bulalım. Âlemlere rahmet olarak gönderilen efendimiz “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup durandır.
Gün, İman ve İstikamet bağlamında dindarlığımızı sorgulama vaktidir.
Günümüzde yaşanan türlü türlü sıkıntıları yeniden anlamlandırma adına soralım. Menfaatlerimizle dinimiz çatıştığında dinimizi mi tercih ediyoruz, yoksa menfaatlerimizi mi? Nefsimize hâkim olmuyoruz da, ölümden sonrası için çalışmıyoruz da, nefsimizin peşine düşüp Rabbimizden umulması mümkün olmayan dileklerin peşine düşüp de kendimizi mi harap ediyoruz, dünyalığımızı mahvettiğimiz gibi ahiretimizi de mahvediyoruz? Yoksa menfaatlerimizle dinimiz çatıştığında dinimizi tercih edip “Sırat-ı Müstakim” den ayrılmadan Rabbimizin kendilerine nimet verdiklerinin yollarından mı gidiyoruz?
Gün nefsimizi muhasebeye çekme vaktidir. Gün dindarlık vaktidir. Dindarlık ise sadece namaz kılmakla, oruç tutmakla, zekât vermekle, hacca veya umreye gitmekle gerçekleşmiyor. Tüm ibadetlerimiz yanında menfaatlerimizle dinimiz çatıştığında biz dinimizi tercih ediyorsak gerçek anlamda dindarlığı elde etmişiz demektir. Yoksa menfaatlerimize dokunulduğu ilk anda hemen yanlışa, yalana sarılıyorsak, menfaatlerimizin gerçekleşmesi noktasında hareket ediyorsak, dinin emirlerini unutup yasaklarını çiğniyorsak o zaman dindarlığımızı yeniden sorgulamalıyız. Şu beyit ne güzelde açıklıyor.
Savm-u salât hac ile sanma biter zahid işin,
İnsan-ı kamil olmaya lazım olan irfan imiş.
Peki, nedir İstikamet
Sözlükte "kalkmak, ayakta durmak, düzeltmek, bir iş mutedil olmak, devam ve sebat etmek, bir işi üzerine almak, hak zuhur etmek, sabit olmak" anlamlarındaki "k-v-m" kökünden gelen istikâmet, doğru ve mutedil olmak demektir. Eğri olmanın zıddıdır. Din ıstılahında istikâmet; hakka tabi olmak, adâleti yerine getirmek, doğru yola girmek, itaat olan şeyleri yapıp isyân olan şeylerden sakınmak, verdiği sözü tutmak ve haktan meyletmemek demektir. Bu kimseye ve hiçbir yerinde meyil ve eğrilik bulunmayan, dümdüz ve dosdoğru şeye mustakîm denir.
İstikamet tasavvuf yolunun ana unsurudur. Çünkü tasavvuf söz ile özü Allah’ın yoluna bağlama yolu yani istikamet yoludur.
İstikamet İslam fıtratı üzerinde sapmadan ilerleme yoludur. Bu yolda şeytanlar vesvese verebilir, nefsin kendine hoş gelen şeyleri isteyebilir ve menfaatlerinle dinin çatışabilir. İşte istikamet yoldan saptıranlara uymamaktır.
İstikamet iman ettiklerimizi hayat tarzı haline getirmemizdir. Söz verdiğimizi yerine getirmemizdir.
Rabbim bizleri İmanlı,ihlaslı kullarından eylesin .
Dua ile...
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı

BAŞKAN ŞAHİN, ORTACA’DA KARŞILANDI

KAYMAKAM SAZ ÇALDI, EŞİ TÜRKÜ SÖYLEDİ! İZLEYENLER HAYRAN KALDI!

Başkanı Altındağ’dan Yaşlı ve Hasta Vatandaşlara Gönül Desteği

Minik Kalplerden Miraç Kandili’nde Anlamlı Paylaşım
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8
BEYAZ DUVARLAR ARASINDAKİ UMUT: HASTANE ODALARIMine KAPI
HER ŞEYİ KAZANIP NEYİ KAYBEDİYORUZ?Halil EL
Ruhun İnşası ve Hayatın KalitesiYusuf BEĞTAŞ
MARDİN’İN SARI TAŞLARINeşe ÜNAL
AKILLA GELEN YALNIZLIK: YAPAY ZEKÂNIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERİSadullah GÜNEŞ
YOKSULLUĞUN EN SESSİZ HÂLİ: BİR ÇİFT AYAKKABIMahabat İskenderoğlu
SİZ KİMSİNİZ?Abdulaziz ALTEKİN
TAVUKLAR İŞLERİNİ İHMAL EDİNCEMecit Akgül
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA











