- Mardin22 °C
- Diyarbakır25 °C
- Batman21 °C
- Şırnak23 °C
- İstanbul24 °C
Şanlıurfa’da Neolitik Çağ izleri gün yüzüne çıkarıldı
Şanlıurfa’da MHRS’de yeni dönem başladı
Siirt’in Kurtalan ilçesinde bahçeye giren tilki doğaya bırakıldı
Mardin'de okul servisleri yüzde 50 zam ile eğitim-öğretim sezonuna başlayacak
Sason Merkez Camii inşaatında inceleme
Batman Üniversitesi Camii açılış için gün sayıyor
Batmanlı esnaflar İran'a ticari ziyarete gidiyor
Dr. Alkış: İnatçı sırt ve bel ağrıları myelom (kan kanseri) işareti olabilir
Türkiye'de her 10 kişiden 9'u internete erişiyor
UNICEF: Gazze'de 1,1 milyon çocuk psikolojik travma yaşıyor
Şırnak’ta asayiş ve uyuşturucu operasyonu: 35 gözaltı
Diyarbakır'da tarih yeniden yazılıyor: Yüzyıllık yanlış düzeltildi!
Uzmanlar uyarıyor: 2 yaşa kadar mutlaka bebeğinizi emzirin
Mardin'de "Hayat Namazla Güzeldir" programının finali yapıldı
Hasankeyf ve Gercüş’te deprem tatbikatı gerçekleştirildi
Memur zammı bu hafta belli olacak
2025 YKS yerleştirme sonuçları açıklandı
Mescid-i Aksa'da tehlikeli provokasyon: Yahudiler şofar üfledi
Gazze'de okula dönüş yok: Yıllar geçiyor, nesiller bedel ödüyor
Fransa, ABD büyükelçisini "kabul edilemez" suçlamalar nedeniyle dışişlerine çağırdı
Diyarbakır’da 5 mahalle 20 yıldır köprü bekliyor
Elektrik faturaları vatandaşları bezdirdi: Katlamalı uygulama zulümdür
Nakliye ücretlerine tepki gösteren onlarca tır şoförü kontak kapattı
Kırtasiyelerde okul heyecanı başladı: Esnaf yeni sezona hazır
Gaziantep'te 31 yıl cezası bulunan şahıs yakalandı
Gazze'de yaralı çocuklar aynı yatağı paylaşıyor
Yurtta görev yapacak İŞKUR personeline psikoloji eğitimi
Bugün 21 Ağustos "Dünya Camiler Günü"
Batman'da madde bağımlılığı ve esnaf sorunlarına karşı ortak adım
Prof. Dr. Şener: Cilt kanserinde erken tanı hayati önem taşıyor
- 11:09 - Şanlıurfa’da Neolitik Çağ izleri gün yüzüne çıkarıldı
- 11:07 - Şanlıurfa’da MHRS’de yeni dönem başladı
- 11:05 - Siirt’in Kurtalan ilçesinde bahçeye giren tilki doğaya bırakıldı
- 10:57 - "Mardin Samancılık" yaz-kış saman tedarikini sürdürüyor
- 10:56 - Mardin’de geleneksel arı kovanı üretim projesiyle istihdam fırsatı
- 10:53 - Mardin'de okul servisleri yüzde 50 zam ile eğitim-öğretim sezonuna başlayacak
- 10:52 - Sason Merkez Camii inşaatında inceleme
- 10:50 - Batman Üniversitesi Camii açılış için gün sayıyor
- 10:49 - Batmanlı esnaflar İran'a ticari ziyarete gidiyor
- 10:47 - Mardin’de iki grup arasında taşlı sopalı kavga: 4 yaralı
- 10:41 - Dr. Alkış: İnatçı sırt ve bel ağrıları myelom (kan kanseri) işareti olabilir
- 10:40 - Türkiye'de her 10 kişiden 9'u internete erişiyor
- 10:38 - UNICEF: Gazze'de 1,1 milyon çocuk psikolojik travma yaşıyor
- 10:36 - Tır ile toplu taşıma aracı çarpıştı: 10 yaralı
- 10:31 - Şırnak’ta asayiş ve uyuşturucu operasyonu: 35 gözaltı
Abdulaziz ALTEKİN / Yazar





BU VEBAL KİMİN?
Eskiden büyüklerimiz bize, büyüyünce ne olmak istiyorsun? Diye sorduklarında gözlerimizin içi güler ve o an kendimize hedef olarak ya öğretmenleri ya da doktorları seçerdik.
Mutluyduk!
Gelecekten umutluyduk.
Ya şimdi?
Henüz ilkokul çocukları bile karamsarlığın esiri olmuş. Normalde çocukluklarının keyfini çıkarmaları gerekirken ne yazık ki yetmişlik dedeler gibi sürekli düşünüyorlar.
Yanlış anlaşılmasın. Düşünmeye karşı değilim. Ama onların düşüncesini şekillendiren bizleriz. Bizim de ne olduğumuz malum. Siyasetle oturup siyasetle kalkıyoruz. Böyle bir atmosferde korkarım ilerde duyacağımız hikayeler şu şekilde olacaktır:
Her şey çocukluğumla başladı!
Ailemin tek çocuğuydum. Şımarık büyütüldüm. Her istediğimi aldılar. Rahat etmem için ellerinden gelen her şeyin en iyisini yapmaya çalıştılar.
Çocukken, hayat bana başka yüzünü gösterdi. Baba sevgisinden uzak, anne şefkatinden yoksun, televizyon başında, çizgi filmlerle büyüdüm.
…
Okula başladığım ilk gün, benim için özeldi. Sonraki günler ise hiç unutamayacağım kadar berbat.
Öğretmenin penceresinden bakamıyordum dışarıya. Benim dört duvarımdaysa hiçbir pencere yoktu. Okulu bırakırken, dışarıyı göremiyordum.
Hiçbir zaman samimi dostluklar kuramadım. Okulu terk ettikten sonra sokak hayatının uzattığı elden tuttum ve kollarında kayboldum.
Yaşım neredeyse yirmi beş. Ailem, içinde bulunduğum durumu kabullenmek istemediler. Dert, keder, sıkıntı… ömrü kısaltırmış, onu öğrendim.
Arkadaşın uzattığı ilk sigarayı hiç unutmam. Erkeklik! Damarımın kabardığı andı o an. Sonra paket taşımaya başladım. En çok gurur duyduğum an ise arkadaşın sigarasını kendi ellerimle yaktığım andı.
Sigaradan sonra içkiye başladım. Sigara, içki derken eroine de sıra geldi. Zaman aktıkça ben, daha da batıyordum.
Ömrüm, içki masalarında geçti. Sokak başlarında kızlara az laf atmadık. Onlarda karşılık veriyordu bazen. Bu bizi cesaretlendiriyor, daha da ileri gitmemize sebep oluyordu. Soyduğumuz mekân sayısını ise hatırlayamıyorum.
Şimdi yaşım altmış. Evlenmedim, hiçbir zaman. Bekârlık işime geliyordu. Arkadaşlarım vardı. Takıldıkları kızların kötü niyeti olmasa da kötü niyetli olandım ben. Sigara uzatırken bile onlara, kafamda binlerce şey olurdu. Onlarla olduğumdaysa hiç pişmanlık duymadım.
Ölüm hafiften kapıyı araladı gibi. Düşünmek, biraz geç oldu!
Ailem, iyiliğimi düşünürken aslında, beni de yaktılar kendilerini de. Ben çizgi filmlerden öğrendim dünyayı alaya almayı. Onlara karşı saygı göstermemem bundandı.
Sigara bir şey değildi; ama içki masaları, ömrümden ömür çaldı. Eroin, içinde bulunduğum durumu daha da çıkmaza sokmuştu.
Sokak başlarında beklerken arkadaşlarla, hiç düşünmüyorduk şimdi arkadaşın bacısı, annesi geçse ve biz de laf atsak sonun ne olacağını.
Zevk meselesiydi her şey. Düşünmeden peşinden koştuğum anlık zevkler. Oysa kâinat bu anlık zevkler için mi kurulmuştu? Aciz bir bedenle yeryüzünde halife olmaya layık olan ben miydim?
Halbuki bir dine de tabi olabilirdim. Günde beş defa kurtuluşa çağırırken beni Yaradan, ben kızların arkasından koştum. Mahşerde utanmadan, sıkılmadan nasıl çıkarım huzura.
Şimdi düşünüyorum da her şey koca bir hiçle başladı ve yine arafta sonlandı...
Okurken akla gelecek ilk şey, güzel hikaye olacaktır. Ama başta da söylediğim gibi çok yakın zamanda bu bizim geleceğimiz olacak.
Emin misin?
Yüzde yüz!
Geçen gün pazarda eski bir öğrencimi gördüm. Şu an son sınıf. Neden sınava hazırlanmıyorsun? Diye sorduğumda cevabı velisi verdi. Okuyup ne olacak hoca. Zaten istediklerine iş veriyorlar, istemediklerinin ise diplomasını iptal ediyorlar!
Bir şey diyemedim. Çünkü haklı. Ve bunu gittiğim her ortamda sıkılmadan anlatmaya devam edeceğim.
Şimdi bu veli çocuğunu çalıştırmaya getiriyorsa kesin kötüdür gibi bir düşünceye kapılmayın. Bu coğrafyada nefes alan herkes, ataları ve çocukları için yaşar. Onlar için ölümü göze alır. Gerekirse aç kalırlar ama çocklarını yine el üstünde tutarlar.
Tüm bunlara rağmen o çocuk pazara gelmişse bilin ki artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Velilerin umudu tamamen tükenmiştir.
Konuyu uzatmaya gerek yok. Durum ortada. Bu noktada elimizden gelen tek şey her gün bıkmadan usanmadan tekrar tekrar sormak: Bu vebal kimin? Belki vicdanları sızlar. Vesselam...
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yukarı
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA