• Mardin34 °C
  • Diyarbakır34 °C
  • Batman35 °C
  • Şırnak33 °C
  • İstanbul25 °C

Abdulaziz ALTEKİN / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

VARLIK İÇİNDE YOKLUK!

05 Eylül 2020 Cumartesi 09:14

Hatırlıyorum da, bizim zamanımızda hiçbir şey yoktu. Ama mutluyduk. Kötülük bu kadar yayılmamıştı aramıza. İnsanlar namertçe yaklaşıp sırtından bıçaklamıyordu bizi. Çıkarsız, kara gün dostlarımız vardı. Aslında bir şeyimiz yoktu. Yine de her şeye sahiptik!..

Aradan çok zaman geçmedi. Fakat bir anda çağlar atladık. İhtiyarların anlamadığı gençler türedi, gençlerin anlamadığı ihtiyarlar zaten hep vardı. Orta yolu bulacak kimse yok. Zira öyle ani bir geçiş olduk ki yaşlar arasındaki bağ farkı elli, altmış, yetmişi buldu.

Düşünsenize, çocuğunuz bir şeyler diyor ve siz hiç oralı değilsiniz. Ağlıyor, gülüyor, oyun oynuyor ya da televizyon izliyor. Ne yaparlarsa yapsınlar onları asla anlamıyor ve anlamak için çaba sar etmiyorsunuz. Bizim için en rahat olanı seçiyorsunuz: Sorumluluktan kaçmak!

Kendi dünyamızda çok güzel bahanelerimiz var mesela; Yediği önünde yemediği arkasında, başını koyacak bir evi var daha ne istiyor, bizim zamanımızda bunlar olsaydı profesör olurduk… diye uzar gider.

Gerçek duygularımızı asla belli etmeyiz. Üzerinde yaşadığımız bu toprakların huyunu kapmışız herhalde. Bundan dolayı olsa gerek, toplum içinde veya dışında rahatça çocuklarımızı sevemiyoruz. Onlara olan sevgimizi; elbise ve ayakkabı alarak, parklara götürerek ve en acısı da döverek gösteriyoruz. Belli bir yaştan sonra, bu çocuk nasıl bu hale geldi diye dövünmeye başlıyoruz.

Bu sorunun çok basit bir cevabı var: Senin yüzünden!

Hiçbir çocuk anne ve babasından pahalı hediyeler almasını istemez. Tek istedikleri şey biraz sevgi ve ebeveynlerini güldürebilmek. Bunun için her şeyi denerler. Her yola başvururlar. Amaçlarına ulaşınca yerlerine otururlar. İşte çocuklarımız bu kadar değerli varlıklardır.

Varlık içinde onlara yokluğu yaşatıyoruz. Her şey ellerinin altında. İstedikleri her şeyi elde edebiliyorlar. Bu yüzden düşünmelerine ve çaba göstermelerine gerek kalmıyor. Alın terinin ne olduğunu bilmiyorlar. Sevginin s’sinden bihaberler. Babası sabahtan akşama kadar affedersiniz, eşekler gibi çalışsa umurlarında olmaz. Anı yaşayanların safında yerlerini alırlar, hepsi bu.

Bilerek veya farkında olmadan onların hayatlarını karartıyoruz. Yarına, düşünmeden yoksun bir gençlik bırakıyoruz. Sevgimizden mahrum bırakıyoruz. Kötülüğün pençesine kendi ellerimizle sunuyoruz.

Evet. Kıytırık bir kimlikte anne ve babası biz olabiliriz. Dünyadan sıkılıp kendi kabuklarımıza da çekilebiliriz. En kötüsü kendimize zarar verebiliriz. Ne olursa olsun. Hiçbir şekilde bu olanlar bize, çocuklarımıza kötülük yapma hakkı vermiyor.

Dünyanın bize tatlı gösterdikleri için sabahtan akşama kadar çalışırken, Yaradan tarafından bize verilen en kıymetli varlığı, çocuğumuzu ihmal ediyoruz. Ya kreşe yazdırıyoruz ya da dadı tutuyoruz. Daha da kötüsü bilmediğimiz derneklere gönderiyoruz.

Neden?

Sırf biraz daha dünya malı elde edebilmek için.

Çok geç olmadan uyanalım arkadaşlar. Dünyadaki hiçbir şey çocuklarınızın tırnağı etmez. Günlük meşgaleler sizi asıl amacınızdan alıkoymasın. Günlerce yolunu beklediğiniz o bebeğin asıl doğduktan sonra size ihtiyacı var. Dört bir yanda onu yemeye hazır binlerce aç kurtlar cirit atıyor. Sizin güvenli limanınız olmasa emin olun ya hırçın dalgalarda alabora olacaklar ya da bir kayaya çarpıp batacaklar. Her şey para demek değildir. Çocuğunuzu, “Seversem el âlem ne der.” diye düşünmeyin. Asıl çocuğuna sevgisini belli etmeyen el âlem utansın siz değil.

Şunu unutmayın!

Çocuğunuz kaç yaşına gelirse gelsin her zaman sizin ışığınızda aydınlanmak isteyeceklerdir. Onları bundan mahrum etmeyin. Vesselam…

 

Bu yazı toplam 4161 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ANKET
Türkiye'nin en iyi ve en güven veren lideri kim?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2020 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA