• Mardin19 °C
  • Diyarbakır19 °C
  • Batman15 °C
  • Şırnak19 °C
  • İstanbul15 °C

Abdulaziz ALTEKİN / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TOPLUMSAL BÖLÜNME

02 Mart 2021 Salı 09:47

Gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerin en büyük sorunu bilimden uzak durmalarıdır. Bu nedenle kendi dünyalarında birer hapistirler.

Bilim ve ilimle uğraşmayanlar, daima başkaları için hareket ederler. Tabiri caizse kukla gibi ne komut verilirse onu yerine getirmeye çalışırlar. Olay ve olguları neden sonuç içerisinde analiz etme gücüne sahip olmadıkları için devreye deneyimler girer. Görüp geçirmiş oldukları her şey onlara referans olur. Gerçekte ise sonuç belirsizdir.

Bu yazımızda neden böyle bir giriş yaptığımızı merak ediyor olmalısınız. Hemen durumu izah etmeye çalışalım:

Türkiye, gelişmiş ülkeler statüsünde yer alıyor desek yanlış olmaz. Zira ülke bilim insanlarının buluş ve çalışmaları tüm dünyada takdirle takip edilmektedir. Fakat toplumsal ilişkileri göz önüne aldığımızda karşımıza dehşet verici bir tablo çıkmaktadır: Ne yazık ki ilmimizle amel etmiyoruz!

Cahiliye dönemine ait uygulamaların günümüzde yaşatılması ve ileri kuşaklara aktarılmasının binlerce sebebi olabilir. Toplumsal sınıf, siyasi görüş, ideolojiler… Fakat sebep ne olursa olsun teknoloji çağında cahiliye devrini yaşamak ve yaşatmaya çalışmak kabul edilemez. Bu uğraş içerisinde olanlar bir tek kendilerine değil herkese zarar veriyorlar.

Aklıselim insanların susturulmaya çalışılması ve hem halk nezdinde hem de Hak nezdinde iyi bir itibar edinmemiş kişilerin rehber olarak lanse edilmeleri şüphesiz kendiliğinden meydana gelmiş bir şey değildir. Sahnede sergilenen oyunun perde arkasında yatan düşmanlığın farkına varmazsak hem bizi hem de geleceğimiz olan bizden sonraki nesli büyük tehlikeler beklemektedir.

Toplumu ürkütmeden yavaş yavaş istediklerini elde edenler daha şimdiden büyük tahribatlara yol açtılar bile. En büyük silahları olan medyanın gücü sayesinde ülkenin gündemini belirleyip çok basit bir şekilde yön verebiliyorlar. Bu tehlikeyi duyuran aydınları ise anında bastırdıktan sonra hedef tahtasına oturtup kendi içlerinde sindiriyorlar.

Evet, ister ütopya deyin isterseniz masal, hikâye! Maalesef gerçekler bunlar. Kimse kimseye tahammül edemiyor. Sinirler gerilmiş. Herkes çıkacak kıvılcımı bekliyor adeta. Sokakta laf atan çocuğu bıçaklamaktan geri durmuyoruz. Eşimizi binlerce parçaya bölüp çok sakin bir şekilde çöplere atabiliyoruz. Otobüste tartıştığımız vatandaşın üzerine mermi yağdırabiliyoruz. Kapı komşumuzu sırf sevmediğimiz için iftirayla hapse tıktırabiliyoruz. Hamile kadınları yerde sürükleyip gözlerinin yaşına bakmayabiliyoruz…

Bahsederken bile midemizin kaldıramadığı olaylar her gün bu ülkede cereyan ediyor. Toplumsal bölünme gittikçe artıyor. Medyanın zehirli okları nerede olursak olalım bizi kalbimizden vuruyor. İşin garip yanı bilim insanları dışında bu durumu eleştiren, vücuduyla kötülüğün önüne set çeken yok.

Aklımızı başımıza alma zamanımız gelmedi mi daha?

Ne zamana kadar birbirimize kin kusup nefret tohumları ekeceğiz gönüllerimize?

Uğrunda oluk oluk kan akan bu vatan bizim. Ecdadımız sırf egolarımızı tatmin edelim diye düşmediler kara toprağa. Birbirimizin yüzüne tebessüm etmek bir yana düşmanca bakmadığımız an olmuyor. Ya aklımızı başımıza alır bu toplumsal düşmanlığı, bölünmeyi yok ederiz. Ya da gün gelir uğruna savaşacak bir avuç toprağımız dahi kalmaz.

O güzel insanların dediği gibi: Yıkmak kolay. Zor olan yapıcı olmaktır. Birlikte hareket edersek her türlü zorluğun üstesinden geliriz. Vesselam…

 

Bu yazı toplam 5008 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ANKET
Türkiye'nin en iyi ve en güven veren lideri kim?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2021 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA