• Mardin36 °C
  • Diyarbakır30 °C
  • Batman26 °C
  • Şırnak29 °C
  • İstanbul31 °C

Abdulaziz ALTEKİN / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR HARF ÖĞRETEN

29 Nisan 2024 Pazartesi 09:55

Arkadaşlar arasında geçmişi yâd ederken hep tatlı sert değindiğimiz bir konu olurdu öğretmenler! Bir harf öğrettiği için etimizle, kemiğimizle teslim edilirdik kendilerine. Hangi ara bu kutsal görev bozuldu bilemiyorum. Ya da bazıları hep mi böyleydi de sadece iyiler arasında öne çıkmaya çekiniyor muydu? Bunun net bir cevabını vermek mümkün değil. Lakin şunu net bir şekilde ifade etmek istiyorum, böyle giderse artık eğitim namına hiçbir değer kalmaz.

Bugün kalkıp geçmişle yarını kıyaslayacak değilim. Çünkü geçmişte takılıp kalınmaması gerektiğini dile getirenlerin başında geliyorum. Fakat bunu yaparken geçmişten ders çıkarmazsak, maalesef aynı yanlışların etrafında dönüp dolaşırız.

Asıl konumuza geçecek olursak, birkaç gündür öğrenciyi döven meslektaşım yüzünden mesleğe olan sevgim sarsılmıştı. Fakat bir diğer meslektaşımın yerini değiştirmek adına attığı adım karşısında tüm günahlar hafif kaldı.

Doğu ve Güneydoğu’ya gelen birçok meslektaşımız, doğal olarak yerini yadırgar. Yeni bir kültür ve yaşadıkları rahattan sıyrılıp bu zorlu coğrafyaya adım atmak kolay değildir.

Yöneticiler, her gelen daha mesleğin başında çekip gitmesin diye bazı şartlar koymuş. Evlenirsen, ailende rahatsız olan varsa ve can güvenliğin tehlikedeyse gel sana yardımcı olalım demişler.

Evlenip giden onlarca meslektaşımız oldu. Neredeyse kimini uğurlarken gözyaşlarımızı bile tutamadık. Hala da ara ara araşıp konuşuruz.

Hastalık nedeniyle gideni de gördük. Yine aynı şekilde vedalaştık.

Fakat olmayan can tehlikesini yaratmak, en büyük vicdansızlıktır. Bu kadar ağır konuşmamın iki nedeni var.

Birincisi bu coğrafyaya gelen her memur el üstünde tutulur. Kameralara da yansımıştı zamanında ama fazla uzağa gitmeden hemen Van darbesi üzerinden örnek vereyim. Kayyum darbesini kabul etmeyen göstericilerle polislerin karşı karşıya gelmesi sonucu ortalık savaş alanına dönmüştü. Mazbata sahibine iade edildikten sonra şehrin temizliğini yine halk yaptı.

Bizim köye gelip yerleşen hiçbir öğretmen evlenmeden oradan ayrılmamıştır. Çünkü yiyecek, içecek ve yakacak hepsi köylüler tarafından karşılanırdı. Haliyle evlilik için yeterli parayı toplayana kadar köyden ayrılmazdı öğretmenlerimiz. Son zamanlarda bu değişti. Çünkü gelenlerin yaşam kalitesi gerçekten çok yüksek! Özel araçlarıyla gelip gidiyorlar o ayrı. Kimsenin yaşam tarzına karışacak değiliz.

İkincisi ise birinci nedenin devamı niteliğinde! Ortada hiçbir sorun olmadığı için geçmişin karanlık günlerinden faydalanıp ya milliyetçiliğe oynayacaklar ya da halkı kötüleyecekler. Ve genelde bu ikisini bir arada yapıyorlar.

Daha önce yaşananlar bugün tekrar edince bu yazıyı ele almak istedim. Eğer yine aynı yöntemle karşılık verilirse, ne yazık ki hem vatandaşlar zarar görecek hem de ortada eğitim namına bir değer kalmayacak.

Bundan birkaç yıl önce yine böyle bir durumda bir öğretmen kalkıp yer değişikliği için ortamdaki gerginliği en üst seviyeye çıkarmıştı.

Veli ve çevredeki vatandaşların haklı tepkisi karşısında valilik soruşturma açtı. Bir kere burada gazlar alındı. Sonrasında uyarıldı, tutuklandı derken aslında ortalık yatışınca sessiz bir şekilde yer değiştirildiğini gördük.

Eğer o gün caydırıcı bir ceza verilseydi, bugün aynı şeyleri yaşamazdık. Üstelik bugün olanlar daha vahim. Zira resmen her iki taraf karşı karşıya gelmiş durumda.

Ortalığı karıştırmak isteyenler, her zaman yaptıkları gibi kutsalların arkasına geçip saldırdıkları için saf vatandaşlar gerçekleri görmekte zorlandı ve olay bir anda ölüm kalım meselesine dönüştü.

Şimdi olayı analiz edelim:

1- Atatürk tişörtünün giyilmesi asla sorun değil. Zira girdiğimiz her sınıfta zaten Atatürk köşesi var.

2- Sorun Zeybek de değil. Her yıl çeşitli kutlamalarda bu tür şeyler farklı öğretmenler tarafından yapılıyor.

3- 23 Nisan ve diğer kutlamaları yapmayan okul yok bu coğrafyada.

4- Bunların arkasına saklanıp işi bayrak ve istiklal marşına getirmeye çalışmak da sonuç doğurmaz çünkü henüz beşinci sınıfta öğrenciler 12 kıtayı ezberleyip her törende iki ellerinde bayrakla çıkıp gösteri yaparlar.

Ortadaki asıl sorun bunlar değil. Asıl sorun, sırf yer değiştirmek için koca bir köyü teröristleştirip hedef göstermektir.

Biz bunları söyleyince hemen cevap olarak; Atatürk, bayrak ve devleti öne sürüyorlar. Kimsenin bunlarla zaten bir derdi yok. Hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Bayrak Marmara’da size daha yakın ya da Güneydoğu’da bize daha uzak değil.

Bir öğretmenin görevi bellidir: Çocuklarımızı edep, ahlak ve bilimin ışığında büyütecek. Kendisi her şey olabilir. Hatta faşist bile çıkabilir. Fakat okul sınırları içerisinde öğretmenlik görevini en güzel biçimde yapıp o kutsal vazifeye kara çalmayacak.

Eğer bu öğretmenize yine caydırıcı bir ceza verilmeyip yeri değiştirilse, korkarım sonradan olacakların önüne kimse geçemeyecek.

Artık bu tarafa gelen herkes kalkıp bir iftirayla gitmek isteyecek.

Bu durumda vatandaşların huzuru bozulacak. Yetkililer durduk yere yapay gündemlerle uğraşıp halka hizmet yapmayı kesecek.

En çok zararı ise çocuklarımız görecek. Bu karmaşada ne motivasyon kalır ne de çalışma isteği.

Umarım bunların önüne geçilecek bir karar alınır ve bu tür olaylarla artık bir daha karşılaşmayız. Vesselam…

Normalde yazımız bitmişti ama sizlerle buluşturmadan önce yeni bir haber aldım. Umudumuz ve temennimiz boşa çıktı. Olması gereken değil, beklenen oldu.

Milletin gazını almak için soruşturma başlatılmış. Bu bir süre herkesi meşgul eder. Zaten halihazırda öğretmen hanım merkeze çekilmiş. Yani bu iki ay zarfında çocuklar eğitim görmüş, geride kalmış kimsenin umurunda değil.

Ama madem yine caydırıcı bir ceza yok, diğer öğretmenlerin başı kel mi? Onlar da kendilerine birkaç öğrenci seçip yapıştırsın terörist etiketini. Sağına soluna eklesin Atatürk, bayrak, vatan, Sakarya'yı! En fazla bir hafta içersinde bu iş tamamdır.

Öğrencilerin durumu mu?

Kim takar öğrenciyi, veliyi! Yeter ki bir an önce bu sahipsiz memleketten kurtulsunlar da coğrafya hepten yansın dönüp bakmazlar bile.

Bu zihniyeti kısaca özetleyecek olursak:

Van depreminde onlar Kürt bırakın ölsünler diyenlerle burada teröristlere ders veriyoruz diyenler aynı kişiler...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Mardin nöbetçi eczaneleri
ANKET
Midyat'ın İl Olmasını İstiyor musunuz.?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2024 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA