• Mardin36 °C
  • Diyarbakır30 °C
  • Batman26 °C
  • Şırnak29 °C
  • İstanbul31 °C

Abdulaziz ALTEKİN / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BAMBAŞKA BİR TÜRKİYE’YE UYANMAK

17 Mayıs 2023 Çarşamba 10:00

Birkaç gündür olağan dışı günlerden geçiyoruz diyebilirdik, eğer geçmişte bunların bin katıyla karşılaşmamış olsaydık tabi!

Maalesef aynı senaryolar yine devrede. Sadece oyuncular farklı ve meken ile zaman değişmiş hepsi bu.

Fakat bu defa hepimiz gafil avlandık ya da öyle olduğunu zannediyoruz. Çünkü herkesin beklediği olmadı. Kısa yoldan gitmek yerine uzun yolu tercih ettiler. İşte burada dağıldık. Sağlıklı düşünemez olduk. Ve bir türlü anlam veremedik. Neden yolu uzattılar? Belki de sonucu kabul ettirmek istediler veya gelecek tepkileri azaltmak, karışı tarafın dengesini bozmak… Neden ne olursa olsun, bir an önce harekete geçilmezse, sanırım amacına ulaşmak üzere.

Gündemde yeterince bilmece ve soru var. Amacımız bunlara yenilerini eklemek değil. Lakin yazımızın iskeletini girişte vermek istedim. Şimdi de tümüne değinelim.

Bu seçim döneminde her zamanki görüntülerin dışında düşmanlıkların nasıl da bertaraf edilebileceğini gördük. Yani kin ve nefret tohumları ekilmeden sevgiyle bazı şeyler başarılabileceği gösterildi bize. Bizim tek yapmamız gereken, bu sevgiyi sahiplenip büyütmek.

Selahattin Demirtaş ve Kemal Kılıçdaroğlu, tabiri caizse ellerini değil tüm vücutlarını taşın altına koyarak halka yeni bir yol göstermeye çalıştılar. Analar ağlamasın, kardeş kardeşin kanını dökmesin, kimse kimseyi ötekileştirmesin ve herkes huzur içinde kendilerine verilen kısacık ömrün tadını çıkarsın diyerek sevgiyle döşediler bu yolun taşlarını.

Fakat ülkede huzur hâkim olur, birlik ve beraberlik sağlanırsa bazı grupların ekmeği kesilecekti muhakkak. Bu yüzden sevgi yolu bozmak için ellerinden geleni yaptılar. Üstelik bunu yaparken en büyük argümanları, sizin için yapıyoruz oldu.

Konudan sapmadan tam da bununla ilgili bir anı canlandı. İzninizle sizinle paylaşmak istiyorum:

2008 yılında bir Cuma namazından sonra imamın vaazında geçen cemaatlere değindik. A, B veya C cemaati tek amaçları Allah’a ulaşmak. Madem öyle neden farklı cemaatler kuruldu? Diye bir soru yönelttim.  İmam efendi kendince yorum yaptı. Olmasını istediği şekliyle anlattı. Ama gerçekte hepsi birbirinin yoluna çıkıyor, biri diğerini suçlayarak bağlı oldukları kolu savunuyorlardı.

İşte tam da buna benzer bir olayla karşılaştım. Tek amaçları ülkenin ve milletin selameti olduğunu söyleyen bir seçmen ile oturup konuştuk.

+Ülkenin selameti için Kılıçdaroğlu seçilmemeli.

-Ülkenin selameti dedikten sonra milletin kararına saygı duymamak tuhaf değil mi?

+Değil. Halk bunların gerçek yüzlerini bilmiyor. Bilseler bir tane oy bile vermezler.

-Neymiş gerçek yüzleri?

+Teröristlerle birlikte hareket ediyorlar.

-Sizinkilerle de birlikte hareket etmedi mi? Ve daha da görüşmüyorlar mı?

-Bizimkiler ülkenin ve milletin selameti için görüşüyorlar…

Ötekileştirdikleri ne kadar temiz olursa olsun attıkları çamurların iz bırakmasına mahal vermeden kendileri uydurdukları yalana sahip çıkıyorlar. Bunun belli başlı nedenleri var. Yukarıda yazdığım konuşmanın sahibi, parti içerisinde sözü geçenlerle birebirde iletişime geçebilen biri. Neredeyse tanıdığım tüm akrabaları farklı farklı işlerde. Bu akrabaların vasıflı veya vasıfsız olması önemli değil tabi. Elde ettiklerini bırakmak istemiyor. Bunu yaparken vatan, bayrak edebiyatı yapmasından daha doğal bir şey olamaz. Çünkü onların izledikleri de aynı şeyleri yapıyor.

Yalanlar ve iftiralar tüm meydanları doldurdu. Bir yandan Selahattin Demirtaş’ı hedefe aldılar diğer yandan Kemal Kılıçdaroğlu’nu. Önce çevrelerinde bulunanlar üzerinden eleştirdiler. Başarılı olamayınca video montajları ve olmayanları gerçekmiş gibi sunmaya çalıştılar. Buna kendi taraftarları bile güldü. Ama çıkarları söz konusu olduğu için yine savundular.

Seçime öyle bir atmosferde girildi. Ya huzur isteyenler kazanacaktı ya da kaostan beslenenler.

Bana göre huzur isteyen Selahattin Demirtaş ile Kemal Kılıçdaroğlu kazandı. Kaostan beslenenler ise kaybetti. Peki, bu birkaç gün içerisinde ne oldu?

İlk önce ele alınması gereken medya kollarına değinelim. Seçim öncesi yaptığımız çağrılarda içteki düşmana karşı dikkatli olunması gerektiğini ısrarla dile getirdik. Anlaşılan sesimizi onlara ulaştıramamışız. Çünkü hem yandaş hem de muhalif medya bir algı operasyonuna imza attı. Paylaştıkları veriler ışığında bambaşka bir Türkiye’ye uyanabilirdik. Neyse ki parti içerisinde Ekrem İmamoğlu gibi deneyimli siyasetçiler olaya müdahil oldu ve Tele1’in yorumcuları başta olmak üzere bazı arkadaşlar bu yalanı ortaya çıkardılar.

İddialara ve görüntülere yansıyanlara göre muhalefetin yüksek oy aldığı sandıklar bilerek yavaşlatıldı. En yetkili kurum olan YSK, sadece siteyi engellemekle yetindi. Erdoğan balkonda ikinci tur konuşmasını yaptıktan sonra çıkıp aynı şeyleri tekrar etmemeleri ise şaibeleri arttırdı.

Bu noktada çok başarılı bir algı mühendisliği ile karşılaştık.

Zira asıl mesel olan oylar yerine gündem bir anda seçmene döndü ve ikinci tur konuşulmaya başlandı.

İstedikleri gibi mi süreci yönettiler?

Tam da burada herkes afalladı. Çünkü ilk akla gelen şey şu oldu: Neden kazandık demediler de ikinci tura bıraktılar? Yoksa doğru mu söylüyorlar?

Bunu dedirten şey de yalan ve kışkırtıcı haberlerin yayılması oldu. İlk olarak ortaya deprem bölgeleriyle ilgili bir haber servis edildi. İlk paylaşımı yapan kişinin hesabına bakılırsa ne demek istediğim anlaşılır.

Burada amaç, her zaman olduğu gibi ötekileştirerek hedefe birini oturtmaktı. Kanı kaynayanlar buna çabuk kandı ve hemen haber yayıldı.

İkinci Truva atı ise Selahattin Demirtaş ile ilgili paylaşım yaptı. Bu da nokta atışı oldu. Çünkü göz önünde suçlanacak en ideal kişiydi kendisi.

Sözde Kürtler’in kaybetmesi ve iktidarın kazanmasının tek suçlusu Demirtaş idi. İyi de bu durumda bile seçim ikinci tura kalmış ve Yeşil Sol Parti şu an meclisin üçüncü en büyük partisi. Ortadaki başarının mimarları tebrik edilmek yerine sürekli hedef gösterilerek halkı birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Bu sayede eğer Kılıçdaroğlu YSK’nın kararına itiraz etmez ve ikinci tura giderse, karşılarında darmadağın bir muhalefetle karşılaşacaklar. Kısmen de olsa yaptıkları oyun işe yaramadı mı orası muamma.

Oysa gerçekler hiç de böyle değil. Daha birinci tur bitmedi. Sürekli değişen gündeme ayak uydurmaya çalışmaktansa bir an önce gerçek gündemimiz olan oylara dönmeliyiz.

YSK’nın paylaştığı bilgiler maalesef hiç kimseyi tatmin etmemektedir. Demirtaş, en başından bu yana kararlı bir tavır sergilerken Kılıçdaroğlu, etrafındaki dost görünümlü düşmanlara kanıp yanlış adımlar atmaya başladı.

Halkın önüne çıkıp meydanlardaki o kararlı lider gibi bir konuşma yapması gerekirken, tıpkı seccade olayındaki komplo benzeri bir organizasyonla arkaya itildi. Gerçek düşmanlarını fark etmemiş olabilir fakat bu saatten sonra artık adım atması gerekiyor.

Gerekirse YSK, tüm oyları yeniden tarafsız gözlemcilerle saymalı. İkinci tura kalmışsa seçim, amenna. Adaylar ona göre çalışmalarına başlarlar. Ama bu iş ilk turda bitmiş ve girilen oylar gerçeği yansıtmıyorsa o zaman partilerin milletvekili dağılımı da değişecektir.

Önemli olan ne ikinci tur ne Selahattin Demirtaş ne de depremzedelerin verdiği oylardır. Önemli olan halkın iradesidir. Bir oy için kilometrelerce yol yapan vatandaşın hakkını savunmak, sandığa ne girdiyse onu çıkarmak hepimizin görevidir.

Seçim döneminde meydanlarda herkes yalan yanlış ve doğru fark etmez, eteğindeki taşları döktü. Bunun sonucunda karar veren milletin iradesine hiç kimse saygısızlık edemez. Çoğunluk kimi isterse başa o geçer.

Bir kısım gerçekleri isterken diğerleri yalanlarla algı yapmaya devam ediyor. Ama muhalefetin şunu çok iyi anlaması lazım. Bu turda oy veren ikinci turda da oy verir. Önemli olan bu oylara sahip çıkılmasıdır. Eğer birinci tur aydınlatılmadan içteki dost görünümlü düşmanların dediği olursa maalesef ikinci tur hayal olur. Dediğim gibi, seçimin kazanılması veya kaybedilmesi, kimin ne oy aldığı önemli değil. Önemli olan şeffaf bir şekilde her şeyin ortaya çıkmasıdır.

Gerçeklerin ortaya çıkmasına kadar muhalif seçmen de kararlı bir şekilde durmalıdır. İçlerine salınan Truva atlarına kanmak yerine asıl konuları olan doğrulara odaklanmalıdırlar. Saat başı değiştirilen gündemin peşine takılırlarsa maalesef bu algı mühendisliğine yenik düşerler. Ve kazanan bir avuç insan olur. Vesselam…

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Mardin nöbetçi eczaneleri
ANKET
Midyat'ın İl Olmasını İstiyor musunuz.?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2024 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA