• Mardin32 °C
  • Diyarbakır25 °C
  • Batman26 °C
  • Şırnak31 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kapitalist moderniteye karşı alternatif konseptler ve Kürtler
14 Şubat 2012 Salı 00:02

Kapitalist moderniteye karşı alternatif konseptler ve Kürtler

Meral Çiçek-HAMBURGBundan yaklaşık bir yıl evvel, bir konferansa katılmak için Güney Afrika'ya gittiğimde, 90'lı yılların ikinci yarısında doktorasını Kürtler üzerine yazmış bir Hindistanlı ile sohbetimden sonra onun mu, benim mi şaşkınlığım daha büyüktü,

Meral Çiçek-HAMBURG

Bundan yaklaşık bir yıl evvel, bir konferansa katılmak için Güney Afrika'ya gittiğimde, 90'lı yılların ikinci yarısında doktorasını Kürtler üzerine yazmış bir Hindistanlı ile sohbetimden sonra onun mu, benim mi şaşkınlığım daha büyüktü, bilemem. ''Peki Kürt devleti ne zaman kurulacak?'' diye sormuştu. ''Yakın gelecekte zor; zaten PKK de devlet fikrinden koptu'' dediğimde inanmamıştı. Bense, bu hareketi bilimsel inceleyen biri olarak bunları bilmediğine inanmamıştım. Sonra Johannesburg'taki o konferans boyu sohbet ettiğim insanların hepsinin, hangi coğrafya veya hareketten olurlarsa olsunlar, 99'dan sonra Kürt hareketinde neler olup bittiği konusunda fikir ve bilgi sahibi olmadığını anladım.
3-5 Şubat tarihleri arasında Hamburg Üniversitesi'nde yapılan 'Kapitalist Moderniteye Karşı Alternatif Konseptler ve Kürtler' başlıklı konferans, tam da bu tecridi aşmak amacıyla düzenlenmiş. Konferansı organize eden Alternatif Arayış Ağı'ndan Havin Güneşer (aynı zamanda Uluslararası İnisiyatif: Abdullah Öcalan'a Özgürlük Kürdistan'a Barış sözcüsü), Kürt hareketinin yürüttüğü politik ve ideolojik diskurun 'dış'a yansımadığını ve Kürt sorununun da yeterli düzeyde entelektüel tartışmalara konu olmadığını vurguladı.
İçerik ve kapsamı itibariyle sanırım bu konferans bir ilkti. Tartışmalar, dört oturumda yürütüldü: 1. Yeni bir sosyal bilim arayışı, 2. Bir uygarlık krizi olarak kapitalizm, 3. Ulus-devletlerin ötesinde Ortadoğu, 4. Yeni bir paradigma: Demokratik modernite.
Öcalan'ın İmralı'da kaleme aldığı savunmaları okuyanlar, bu konuların Kürt hareketinin yaşadığı dönüşüm sürecinde oynadığı belirleyici rolü bilir. Ve sanırım konferansın bir amacı da, bu dönüşüm sürecini neden ve sonuçlarıyla ortaya koymaktı. Zira Abdullah Öcalan adına sunulan (ve devam eden topyekun tecritten önce yaptığı değerlendirmelerden derlenen) mesajda, özellikle de paradigmasal değişim anlatıldı. Onun ve Immanuel Wallerstein ile Antonio Negri'nin yazılı mesajları, bir nevi konferansın kuramsal zeminini oluşturdu (Her ne kadar bu üç düşünürün kapitalizm tanımında büyük farklar olsa da, özellikle de Negri açısından).
Üç gün boyu yürütülen tartışmaları özetlemeye kalkışmayacağım ama sanırım daha çok öne çıkan, sunumlarda ifade edilen kavramlardan, içeriği anlamak mümkün: Bilimcilik, milliyetçilik, ulus teorileri, özneselliğin üretimi, cinsiyetçilik, endüstriyalizm, ulus-devlet, ekoloji, komünalizm, siyasi ve ılımlı İslam, radikal demokrasi, konfederalizm, katılımcı ekonomi, kooperatifler, alternatif belediyecilik, halk meclisleri, demokratik siyaset...
Kimi sunum daha doyurucuydu kimi boyutlar biraz yüzeysel kaldı. Örneğin Ortadoğu'nun tartışıldığı üçüncü oturumdaki değerlendirmeler daha derinlikli ele alınabilirdi belki. Nihayetinde bir ilkti. Değerlendirmesini çok ilgi çekici bulduğum isimlerden Hindistanlı Prof. Achin Vanaik, konuşmasında tarihsel süreçlerin engebeli karakterine vurgu yaptı. Yani söz konusu süreçleri ele alırken, içinde barındırdıkları çatışmaların belirleyici rolüne dikkat çekti. Vanaik bunları söylerken, aklıma Öcalan'ın 'Kapitalist Modernitenin Aşılma Sorunları' adlı kitabı geldi. Orada, toplumlar tarihini üretim ilişkilerine göre kategorize eden Marksist bakış açısını terk edip, onun yerine son 5 bin yıllık tarihi devletli uygar toplum ile demokratik komünal toplum arasındaki mücadelenin tarihi olarak değerlendiriyor.
Birçok konuşmacı, özellikle Janet Biehl ve Porsgrunn'dan gelen Eirik Eiglad (kendisi New Compass Kolektif'tendir ayrıca), komünalist yaşam tarzının uygarlık tarihinden öncesine dayandığını örneklerle ifade etti. Hani, halk meclisleri veya komünler, yeni bir olgu değil nihayetinde, farklı zaman ve mekanlarda, farklı hareketler tarafından denenmiş veya uygulanmıştır. Mesela Bask Ülkesi'nden gelen Ana Mezo, kendi memleketinde 70'li yıllarda güçlü sokak meclisleri kurduklarını anlattı. Ama madem öyle, kimilerin doğrudan-katılımcı demokrasi, kimilerin komünalizm, kimilerin ise meclisler demokrasisi dediği bu biçimler, neden günümüzde nostaljik bir hatıra oluyor? Örneğin semt meclislerinin yeniden canlandırılmak istendiği Bask'ta, bu gelenek 80'lerin başında neden dağıldı?
Düşündüğüm bir diğer nokta da şuydu: Alternatif hareketler veya bu sisteme karşı olduğunu söyleyen bireyler açısından 'yenilik arayışı' koskoca bir aldanma olabilir mi? Hani, birçok kez kapitalist sistem veya modernitesine karşı alternatifler veya çözüm yolları tartışıldığında ''bu daha önce de vardı, işe yaramadı zaten, geçmişin tekrarını yaşıyorsunuz, yeni şeyler bulmak gerekir'' şeklinde itirazlar duymuşuzdur. Aslında bu şekilde, kapitalist sistemin becerdiği en iyi şeylerden olan 'insanı inancından etme' olayı beslenmiş olmuyor mu? Konferansta ise tam tersi, yarını yaratmak için düne bakma, oradan beslenme yaklaşımı açığa çıktı diye düşünüyorum.
Güney Afrika'dan Kuzey Kürdistan'a, Bask Ülkesi'nden Chiapas'a, Hindistan'ın dağlık bölgelerinden New York'a, İskandinavya'dan Ortadoğu'ya birçok bölgeden gelen konuşmacıların her biri, kapitalist modernitenin bir başka ifadesi üzerinde durup, kendi alternatif konseptlerini paylaştı.
Çok ilginç bulduğum bir nokta, birçok konuşmacının Öcalan'ın 'demokratik modernite' kavram ve konseptini sahiplenip, konuşmasında buna yer vermesiydi. Ne ilginç ki, kapitalizm konulu ikinci oturumda tek bir kadın konuşmacı olarak yer alırken, daha çok çözüm perspektiflerinin konuşulduğu dördüncü oturumda ise konuşmacıların çoğunluğu kadındı. Zira birçok katılımcının şaşkınlık duyduğu ama çok etkilendiği bir husus, Kürt hareketinin cins sorununu toplumun temel çelişkisi olarak ele almasıdır.
Konferansta duygulu anlar da yaşandı. Mesela Hindistan'daki doğa kırımını ve yerli halkların buna karşı mücadelesini anlatan sosyal antropolog Felix Padel, konuşmasından sonra Sarı Gelin ezgisine keman çalıp, Kürtlerle ilgili yazdığı sözleri okuduğu an unutulmaz. Yine konuşmasında, 20 yıllık hayat arkadaşı Murray Bookchin ile Abdullah Öcalan'ın Marksizmden komünalizme dönüşüm süreçlerini kıyaslayan Janet Biehl, geçen yıl katıldığı Mezopotamya Sosyal Forumu'nda tanık olduğu deneyim için ''Keşke Murray da bunları görebilseydi'' dediği anda gözyaşlarına hakim olamadı. Bu konferansın farklılıkların biri de buydu belki. Hani o klasik kuru akademik tartışmaların ötesinde bir havanın oluşması.
Ayrıca en çok dikkatimi çeken hususlardan biri, katılımcı profili idi. Üç gün boyunca girip çıkanların sayısı 500 civarındaydı. Bunların tahminen en az yüzde 40'ı kadınlardan oluştu. Yine genç kuşağın, özellikle üniversite gençliğinin katılımı - ki buna konuşmacılara soru sormak, düşünce belirtmek vs de dahildir - güçlüydü. Bunun ötesinde çok farklı ülke ve halklardan insanlar katıldı. Yani bu, Kürtlerin kendilerine düzenlediği bir konferans olmadı.
İtalya, İskandinavya, İspanya, İngiltere, Avusturya gibi ülkelerden o kadar farklı backgroundlara sahip insan geldi ki. Dolayısıyla sadece konuşmacılar itibariyle değil de, katılımcılar açısından da çok farklı örgüt ve gruplardan insanların buluştuğu, düşünce alışverişinde bulunduğu, yeni ilişkiler kurduğu bir platform oldu.
Doğrusu, işin bu kısmını konferans bittikten sonra, inanılmaz engeller aşarak İtalya’nın en güneyinden Almanya'nın bu en kuzeyine gelen İstanbullu Cenk ve Bolognalı Maria'nin hikayesinden anladım. Öyle bir hikaye ki, kar nedeniyle uçağı kaçırınca otostop çeke çeke, kaçak trenlere binerek, paralarının tümünü harcayıp parasız kalınca az kalsın kiliseye sığınmak zorunda kalan çiftin anlatımları karşısında ağzı açık şaşadurdum. Ama her şeye rağmen konferansa yetiştiklerinden dolayı çok mutluydular...
 

Bu haber toplam 168 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
MAKALE
ANKET
Tek tercih hakkın olsa..... Kimi seçerdin?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2012 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 222 2436 / Faks : 0482 4641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA