• Mardin32 °C
  • Diyarbakır23 °C
  • Batman27 °C
  • Şırnak31 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dindarlık ve Dinidarlık
14 Şubat 2012 Salı 00:14

Dindarlık ve Dinidarlık

Ben İbrahim'i seviyorum diyor ama devletin bekası için ırkçılık ateşine odun taşıyor.

İktidarın inşa etmek istediği dindar ile İslam'ın inşa etmek istediği insan arasında nasıl bir fark varsa ki tarih en yakın dönemde bunu bize en acı şekli ile ders vermiş.

İktidar kendi işi ve oluşu acısından bir fetva aracı, bir biat kültürü ister ve buna göre dini darlaştırır, İslam ise sırf rıza-yı ilahi acısından ve ahiret yurdunu nazara alarak dünyayı bir tarla, bir mezra ve imtihan yeri olarak görür.

İslam, kara kuru ekmek yiyen Amine'nin oğlu olmayı tavsiye ederken, iktidar dokuz mersedese dokuz gemicik ekleyip bir Kisra ile bir Kayser inşa ediyor. Mısırda laik düzeni tavsiye ederken Türkiye'de iktidarın ismi dindarlık oluyor.

Bu dindar hem muhafazakâr hem laik olabiliyormuş. İsmi Âdl'i değil, ümmetçiliği değil, İslam'ı değil, Kur'an'ı değil, Kürtler ve Kürtçe eğitimi değil, üniter yapıyı esas alıyor. Ben İbrahim'i seviyorum diyor ama devletin bekası için ırkçılık ateşine odun taşıyor.

Bu konuda yol ve yöntem acısından CHP-MHP ırkçılık yapsa bir şey demeyeceğim, çünkü fikri de zikri de hali de tavrı da aynı, yani referansı belli zaten. Onların söylemini İslami, Kur'ani çerçevede değerlendirmemiz mümkün değil. Fakat eğer birileri bu gün iktidarsa, İslami söylem ve Kur'ani referanslara vurgu ile geldiler ve şu aşamada onların meseleyi ele alma şekli önemli.

Çünkü din kimsenin oyuncağı değil. Kimsenin iktidar olma aracıda değildir. Din bizzat hayatın kendisidir, manasıdır. O hiçbir sistemin yaması değil, hele üniter ve ırkçı sistemlerin havagazını almak için kullanılacak bir araç hiç değil.

Milliyetçiliğe hizmet olsun diye, İslam'ı bir kavme, bir ideolojiye hizmet ettirmeyin. Kürtleri susturmak için, onların hukukundan bahsetmemek için din ve ümmet kavramı sık sık dile getirildi. Bu kavramlar yukarıda dediğimiz gibi bir biat kültürü için kullanıldı genelde.

Zira onlara göre, onların söyledikleri dinin söyledikleridir ve dinin söylemleri de sorgulanmaz. Din burada bir amaç değil bir araç. Said Nursi milliyetçiliği ele alırken müspet ve menfi diye ele alır, müspet olanında, milliyetçilin pozitif olanında bir hizmet vardır, bu hizmet İslam'a hizmettir. Yani din bir kabilenin, bir aşirettin âdetini meşrulaştırmak için değildir. Din, meşru olanı, rıza-yı ilahi çevresinde bir hareketi tanzim için vardır.

Yoksa manasını milliyetçilikten alıp İslam kılıfı ile bir şeyi pazarlamak için değil, İslam bir ara geçiş formu inşa etmez, "sizin dininiz size, benim dinim bana" der. Küfür ise zora girdiğinde, çaresiz kaldığında ara geçişleri dener. Yani der ki: Biraz seninkine ibadet edelim, biraz benimkine. Bunu başaramasa en son kertede münafıklığı dener ki, bu, kötünün de kötüsüdür. Çünkü insani bir karakter arz etmez.

Artık kurt gövdenin içine girmiş. Karakterinden taviz vermiş fakat küfrünü yeri ve zamanı müsait gördüğünde kusacaktır. Bu konuyu şu sebepten ele aldım. Bugün dindar nesil yetiştirme ideasında olanlar hayatlarının her noktasına İslam'ı taşıyıp, siyasi, sosyal, ekonomik her bir şeye tatbik ediyorlar mı ki bize bu dindar nesil nasihatini veriyorlar. Yani bu dindar nesil nasıl bir nesildir anlamadık.

Hani biz bunların Halep'te kaş arşın atladıklarını gördük. Dindar nesilden kastı her halde milliyetçi, muhafazakâr, devletçi ve milli menfaat eksenli Kur'an'ı okuyup anlayan demek. Öyle anlıyoruz. Çünkü bu güne kadar bu ağacın meyveleri hep böyle acı idi.

Yani İslami gibi bir renk verip tadı milliyetçiliğe çalıyordu. Bu ülkede tek kuş leylek mi ki ben de Türk olayım derdi rahmetli Abdülmelik Fırat, yani Kur'an'a göre, İslam'a göre dindar olmanın şartı; tek kuş, tek dil, tek bayrak, tek renk mi olmak acaba?

Bu konuda üniter ayetlerden, uydurma kutsallardan vazgeçmiyorsunuz. Zannımca, iktidardakiler de ümmet ekseninde bir din değil, ulus eksenli, Türk'e hizmet edecek, onu yüceltecek ve onun milli duygularını okşayacak bir din peşinde.

Dindarlık, peki kime göre, yani bu İslam algısı kime göre bir algı olacak? Misal Türkçe yanlış kullanılırsa milli günahtır diyenlerin Kürtçenin kullanımı ile ilgili İslam algısı nasıldır. Kendi âdetini kendine ibadet edinmiş, çarpık bir İslam algısı ne olacak.

Biliyoruz ki AKP hükümetinin en ümmetçisi Bülent Arınç'tır. Onun algısına bakar mısınız? Bir Amerikalının kızıl deriliye bakış acısı ile aynı. Afganistan'ı işgal ederkenki medeniyet algısı da aynı kendince tanımladığı medeniyet algısını zorla benimsetirken karşıdaki kişiyi bir öteki olarak tanımlıyor ve onun için en iyi olanın, medeni olanın bu olduğunu belirliyor.

Bir empati yok. Bir özne olarak ele almak yok. Tipik bir oryantalist nasıl doğuyu algılayıp değerlendiriyorsa; sevgili Türk kardeşlerimiz de aynı şekilde Kürtleri değerlendiriyor.

Bin yıldır bir aradayız diyenlerin Kürtlerle arasındaki mesafe sanki mars ile dünya ekseninde farklı iki gezegendeyiz. Son olarak bir Kızılderili atasözü ile diyoruz ki: Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.

*Mehmet ŞENEL
senelurfa@hotmail.com

Bu haber toplam 531 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
MAKALE
ANKET
Tek tercih hakkın olsa..... Kimi seçerdin?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2012 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 222 2436 / Faks : 0482 4641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA