• Mardin8 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Batman3 °C
  • Şırnak3 °C
  • İstanbul15 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Daeşe Karşı Mücadelede Bizi Yalnız Bıraktılar
08 Mayıs 2016 Pazar 22:28

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Daeş'e Karşı Mücadelede Bizi Yalnız Bıraktılar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de DAEŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiç birinin Türkiye kadar örgüte zayiat vermediklerini ve bedel ödemediğini söyledi. Erdoğan, "Bir yandan canlı bombalarla, diğer yandan...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de DAEŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiç birinin Türkiye kadar örgüte zayiat vermediklerini ve bedel ödemediğini söyledi. Erdoğan, "Bir yandan canlı bombalarla, diğer yandan Kilis'e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar." dedi.

Erdoğan, Çekmeköy Belediyesi’nin Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleştirdiği "Merhamet ve Adalet" konulu kısa film yarışması gala gecesi ve ödül törenine eşi Emine Erdoğan ile birlikte katıldı. Erdoğan çifti, Cumhurbaşkanı Erdoğan için anneler gününe özel hazırlanan film sürprizi karşısında duygulu anlar yaşadı.

Tören öncesi konuşan Erdoğan, merhamet denildiğinde akla önce annelerin geldiğini belirterek; “Dünyada bir annenin evladına olan merhametiyle mukayese edilecek derecede pek az insani duygu olabileceğine inanıyorum. Her yıl mayıs ayının ikinci pazarı, yani bugün tüm dünyada Anneler Günü olarak kutlanıyor. Hangi yaşta olursa olsun, tüm annelerin bu güzel gününü kutluyorum. Anneler Günü için bir günün yeteceğine inanan birisi değilim. Anneler Günü itibariyle 365 günün tamamı her an Anneler Günü'dür. Terörle mücadelede evlatları şehitlik mertebesine ulaşan anneleri ayrıca tebrik ediyorum. Dün Malatya'da bazı şehitlerimizin anneleriyle bir arada oldu. Onların vakarına, onların vakur duruşuna gerçekten hayran olmamak mümkün değildi. Bu anneler, evlatları şehit oldu, üsteğmen, uzman çavuş. Ama onlar yine de dimdik ayaktaydı. Allah onlardan razı olsun." ifadelerini kullandı.

Kültür ve sanat alanında söz sahibi olmayan bir düşüncenin, bir mücadelenin kalıcı başarıyı yakalamasının oldukça güç olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Siyasi iktidar önemlidir, ekonomik iktidar önemlidir ama sosyal iktidarla taçlandıramadığınızda buralarda elde ettiğiniz başarıları sürdürülebilir kılamazsınız. Onun için kültür, onun için sanat çok çok önemli.” diye konuştu.

Hayatın her alanında adalete ve merhamete ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğinin altını çizen Erdoğan, “Dünyanın bir köşesinde masum insanlar katledilirken, dünyanın diğer tarafında milyarlarca kişi yürekleri acıtan bir kayıtsızlık içinde kendi konforunu yükseltmenin peşinde koşuyor. Zalim diktatörlerin, acımasız terör örgütlerinin tehdidinden kaçan biçare çocuklar ve kadınlar karşılarında şefkatle açılmış kollar değil. Kapatılmış kapılar, duvarlarla örülmüş sınırlar buluyor. Afrika’da, Asya’da sayıları milyarı bulan insanlar açlık tehdidi altında yaşarken batıda obezlik giderek bir sorun haline dönüşüyor.” şeklinde konuştu.

'DAEŞ'E KARŞI MÜCADELEMİZDE BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR'

Adaletsizlik ve merhametsizliğin her tarafı sarmış durumda olduğuna değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç uzağa gitmeye gerek yok, hemen yanı başımızda Suriye’de 6 yıldır yaşananlar karşısında insanlık çok kötü bir sınav vermiştir. Türkiye, gönlünü ve sınırlarını, mazlumlara ve mağdurlara açarken, üç maymunu oynayanlar, konu kendileri olunca ilk iş kapıları kapattılar. İşte bunlarda merhamet yok, adalet yok. Bunlarda diktatörlük var, bunlarda zulüm var. Biz meseleyi kaynağında çözmeyi, Suriye'de güvenli bölge oluşturarak insanları göç etmeye zorlayan sebepleri ortadan kaldırmayı teklif ettiğimiz halde, meseleyi ısrarla başka yönlere çekmeyi sürdürdüler. Suriye'de DAEŞ terör örgütüyle mücadele ettiğini söyleyenlerin hiç biri, ne bizim kadar örgüte zaiyat verdirmişlerdir ne de bizim kadar bedel ödemişlerdir. Bir yandan canlı bombalarla, diğer yandan Kilis'e yönelik saldırılarla canımızı yakan bu örgüte karşı mücadelemizde bizi yalnız bıraktılar. Ankara ve İstanbul'da patlayan bombalara verilen tepkilerle, Paris'te, Brüksel'de yapılan eylemlere verilen tepkiler arasındaki fark, adaletsizliğin somutlaşmış halinden başka bir şey değildir. Türkiye, 3 milyon göçmeni topraklarında barındırırken, 300 bin göçmene tahammül edememek, merhametsizliktir. Uluslararası kuruluşların yapısı ve işleyişi, adaletsizliği derinleştiren, merhametsizliği ödüllendiren bir pratiğe sahiptir. Biz, dünya “5’ten büyüktür” derken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yapısı nezdinde işte bu çarpıklığa karış itirazımızı da dile getiriyoruz. Adalet var mı? Yok. Beş tane daimi üye dünyanın kaderini belirliyor, adaletsizlik bir defa orada tamamiyle pekişmiş vaziyette. İşlerine geliyor mu? Gelmiyor. Ne diyoruz biz, dünyada şuanda 195-196 ülke BM Genel Kurulu üyesi mi üyesi. Gelin bunların tamamını 15-15 mi yaparız, 20-20 mi yaparız, BM Güvenlik Konseyi’nin üyesi olsunlar. Dönerli olarak her kıtadan her dinden BM Güvenlik Konseyi’nde üyeler olsun. Kabul etmiyorlar. Şuanda sadece Avrupa, Asya ve Amerika’nın parsellediği bir BM Güvenlik Konseyi var. Din olarak sadece Hıristiyanların oluşturduğu bir konsey var. 1.700 milyon Müslümanın olduğu bu dünyada orada hiçbir Müslüman ülke yok. “Efendim olur mu? Geçici konsey üyelerinin içinde var ya?” onların hiçbirinin orada takdir yetkisi yok ki, onların belirleyiciliği yok ki. Kimi aldatıyorsunuz, kimi uyutuyorsunuz? Ama biz bunu seslendirmeye devam edeceğiz. Seslendirmeden bu iş olmaz. Söyleye söyleye, konuşa konuşa, anlata anlata, er veya geç bu ülkede 5 ülkenin dışındaki 190 ülkenin de orada temsilini sağlayacağız, sağlamamız lazım. Bakın şuanda Suriye’de 5 tane daimi üyenin bir tanesi hayır diyorsa, siz orada herhangi bir adım atamazsınız. Böyle bir adalet olur mu ya? Siz böyle bir güvenlik konseyinden adaleti nasıl beklersiniz. Kendimizi niye aldatıyoruz.”

Mazlumların ahı pahasına kendilerine güvenli ve refah içinde bir gelecek kurmaya çalışanların abad olmasının mümkün olmayacağını yineleyen Erdoğan, “Bu çarpık düzen, eninde sonunda çökecektir. İşte o gün, bugün kendi çıkarları için her türlü haksızlığa göz yumanlar, kendileri de adalete ve merhamete muhtaç hale geleceklerdir. Biz insanlık böyle bir felakete maruz kalmadan harekete geçilmesini, adım atılmasını istiyoruz. Çağrımız da çırpınışımız da bunun içindir.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından Erdoğan, geceye destek veren işadamlarına ve yarışmanın ilk 3 yönetmenine ödüllerini takdim etti.

Cihan CİHAN

Kaynak:
Bu haber toplam 132 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EKONOMİ
ANKET
Sizce insan en çok hangi durumda en çok ilgilenilen kişi olur?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2017 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA