• Mardin24 °C
  • Diyarbakır28 °C
  • Batman25 °C
  • Şırnak21 °C
  • İstanbul23 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Anadolu Adliyesi’nde 12 Hakim Ve Savcı Tutuklandı
20 Temmuz 2016 Çarşamba 16:20

Anadolu Adliyesi’nde 12 Hakim Ve Savcı Tutuklandı

Cuma akşamı yaşanan darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklama istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 19 hakim ve savcıdan 12’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında eski HSYK 1. Daire Başkanı ve Anadolu hakimi İbrahim...

Cuma akşamı yaşanan darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklama istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 19 hakim ve savcıdan 12’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında eski HSYK 1. Daire Başkanı ve Anadolu hakimi İbrahim Okur da bulunuyor. Anadolu Sulh Ceza Hakimliği, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme’ suçlarını gerekçe gösterdi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Anadolu Adalet Sarayı'nda görevli 39 savcı ve 71 hakim hakkında gözaltı kararı alındı.

Anadolu Adalet Sarayı'nda görev yapan 48 hakim ve savcı tutuklanması istemiyle dün gece saatlerinde nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Mahkemede ifade işlemi sonlanan 19 hakim ve savcıdan aralarında eski HSYK 1. Daire Başkanı ve Anadolu İş Mahkemesi Hakimi olan İbrahim Okur'un da bulunduğu 12 hakim ve savcı, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme’ suçlarını işledikleri gerekçesiyle tutuklandı. 7 hakim ve savcı ise mevcut delil durumu, tutuklamanın tedbir niteliğinde oluşu ve savunmaları dikkate alınarak serbest bırakıldı. Mahkeme, serbest kalan 7 hakim ve savcı hakkında ayrıca, soruşturma bitene kadar yurt dışı yasağı ve karakola imza atmak suretiyle adli kontrol hükmü verdi.

Tutuklanan hakim ve savcılar otobüse bindirilirken kameralara seslenen hakim İbrahim Okur, “Çekin, çekin arkadaşlar. Bu devlete, millete hizmet cezasız kalmasın. Güzel çekin.” ifadelerini kullandı. Tutuklananlar Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE HÜKÜMET YÖNETİCİLERİ TERÖR ÖRGÜTÜYLE İLİŞKİLİ GÖSTERİLECEKTİ

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ üyesi olduğu belirtilen bir hakimin Anadolu Adliyesi’ndeki çalışma odasında, darbe gerçekleştiğinde müşteki kısmı doldurulup işleme konulacak şekilde hazırlanmış ve şüpheliler kısmında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın isminin bulunduğu bir matbu şikayet dilekçesi örneğinin bulunduğunu açıkladı.

İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na başlığıyla yazılan dilekçede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Beşir Atalay, Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Hakan Fidan, İl valileri, MİT ve ilgili kamu görevlileri ‘Terör örgütüne yardım etmek’ suçundan şüpheli olarak yazılması dikkat çekti.

Suç tarihlerinin, 2009 ve 2015 tarihleri arasında olarak gösterildiği 9 maddelik ihanet dilekçesinde şu ifadelere yer verildi:

“Apocular’ adıyla 1974 yılında kurulan PKK; gerek ülkemiz ve gerekse Birleşmiş Milletler Örgütü, NATO, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Suriye ve İran gibi çok sayıda uluslararası kuruluş ve ülke tarafından silahlı terör örgütü listesinde bulunmaktadır. Örgüt zaman içinde KADEK, KONGRE-GEL ve KCK gibi farklı örgütlenme adlarını almış olsa da genel olarak PKK adıyla bilinmektedir. PKK silahı terör örgütü özellikle 1984 yılından başlayan eylem süresince 40.000 dolayında insanın yaşamını yitirmesinden sorumlu tutulmaktadır. Bu süre içinde gerçekleştirilen ciddi mücadelelere rağmen, terörün sona erdirilmesi anlamında sonuç elde edilememiştir.

Bu süreçte en önemli olaylardan biri örgütün lideri Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında yakalanmasıdır ki, o andan itibaren şiddet eylemlerinde gözle görülür azalma meydana gelmiştir.

Ancak yukarıda adları yazılı bir kısım şüphelilerin mensubu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 yılında iktidara gelmesinden sonra, PKK’nın zaman içinde toparlanması önemsenmemiş ve örgütün yeniden eylem sürecine geçmesi göz ardı edilmiştir.

Eylemlerde ki artış nedeniyle 2005 yılından itibaren AKP hükümetleri, ‘Kürt Açılımı, Barış ve Kardeşlik Süreci, Açılım Süreci, Çözüm Süreci vs.’ gibi adlarla terör örgütüyle eylemlerin sona erdirilmesi anlamında diyalog trafiğini başlatmıştır.

Bu noktada PKK terör örgütünün hükümlü lideri Abdullah Öcalan ile bağlantı kurulmuş ve 2011 yılında OSLO’da terör örgütü yöneticileri ile kamu görevlilerinin kapsamlı görüşmeler yaptığı kamuoyuna sızan bilgilerle anlaşılmıştır. Bu görüşmelerde en dikkat çekici unsur, bizzat dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildikleri anlaşılan MİT mensuplarının örgütün yüklü miktarda patlayıcı maddeyi kent merkezlerinde depoladıklarına dair tespitlerdir.

Birçok ülkede terörün sona ermesi adına diyalog süreçlerinin yaşandığı bir vakıadır. Lakin dünya örneklerine bakıldığında terör örgütünün legal yapılanmalarının muhatap alındığı, örgütün silah bırakma iradesi somut olgularla ortaya çıkmadan görüşme trafiğinin derinleştirilmediği ve keza bu süreçte güvenlik politikasının sürdürüldüğü, yani örgütün silahlı kanadıyla mücadele edildiği ve eylemlerine göz yumulmadığı görülmektedir.

PKK terör örgütünün 2015 yılı içinde hendek kazma eylemlerinde belirgin bir artış gözlenmiştir. Hendek kazarak güvenlik güçleriyle çatışmaya giren örgüt üyeleri kendilerini, ‘öz savunma güçleri’ olarak tanımlamakta ve bu kentlerde ’öz yönetim’ adıyla bir yapılanmaya gitmeyi amaçlamaktadırlar.

Başta Sur, Cizre ve Silopi olmak üzere bazı kentlerde günlerce süren sokağa çıkma yasağının temel nedeni, sivil yurttaşların en az zarar görmesini sağlamak olduğu kadar, terör örgütünün uzunca süren direnişini sağlayan silah, araç gereç ile erzak yoğunluğudur.

Terör örgütü aylardır, hatta yıllardır şiddet eylemlerine yeniden başlamak için her türlü donanımı elde ederken, iktidarda bir süre daha kalma pahasına örgütün silah ve mühimmat depolamasına bile bile tepki gösterilmemiştir. Bunun en somut göstergesi valilerce, güvenlik güçlerinin 290 operasyon talebinden sadece 8’i için olumlu karar verilmiş olmasıdır.

Devlet olmanın en önemli gereklerinden biri toplumsal barışı bozacak girişimlere karşı önlem almaktır. Bu bağlamda terör örgütünün sıkı bir takibi olduğu halde bundan kaçınılması, terör örgütüne eylem hazırlığı için adeta ortam hazırlanması suçtur. Kaldı ki yaşanan olaylar dolayısıyla yüzlerce sivil yurttaşın yaşamını yitirmesine ve yine yüzlerce güvenlik görevlisinin şehit olmasına neden olması son derece üzücüdür.

Türk Ceza Kanununun 220. Maddesi, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma suçunun unsurlarını ve cezasını düzenlemektedir. Bu maddenin 7. Fıkrası ise, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır.

Yukarıda belirtilen madde ve fıkralar üzerinden bir değerlendirme yapıldığında; PKK silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, Türk Ceza Kanunu’nun 220. Maddesi’nin 7. Fıkrası aracılığıyla aynı kanunun 314. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince cezalandırılacaktır. Adları yazılı şüphelilerin, belirtilen maddelere göre eylemleri irdelendiğinde ise PKK adlı silahlı terör örgütüne dahil olmamakla birlikte, kamuoyuna intikal eden açık beyanlarından da anlaşılacağı üzere örgütün kent merkezlerine roketatar, makineli tüfek gibi ağır silahlar ile güvenlik güçlerine aylarca direnmeye yetecek mühimmatı taşıyıp, depolamalarına hiyerarşik yapı içinde izin vererek, keza görevleri gereği bu durumu önleme adına hiçbir tedbiri almayarak ve de kent merkezlerinde silahlı mücadeleye ortam sağlayarak silahlı terör örgütüne yardım ettikleri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Yukarıda adları yazılı şüphelilerden Recep Tayyip Erdoğan 59-61, ve Ahmet Davutoğlu ise 62-64. Hükümetlerde Başbakan olarak görev yapmışlardır. Beşir Atalay ile Yalçın Akdoğan bu hükümetlerde ‘Çözüm sürecinden’ sorumlu başbakan yardımcılarıdır. Şüpheli Efkan Ala ise bu sürecin önemli bir bölümünde İçişleri Bakanı’dır. Diğer şüpheliler ise hiyerarşik yapı içinde kamu görevlileridir. Şüphelilerin devlet hiyerarşisi içinde başbakanlarca verilen talimatlar çerçevesinde terör örgütüne gereken müdahalede bulunmayarak ve eylem hazırlığını görmezden gelmek suretiyle silahlı terör örgütüne yardım suçunu işlediklerinden, haklarında cezai işlem yapılması gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmaktadır.”

Dilekçenin deliller kısmında ise, ‘şüphelilerin kamuoyuna intikal eden beyanları, tanık anlatımları, Oslo görüşmesi sürecine ilişkin protokol çözüm tutanakları, İmralı tutanakları ve devlet arşivleri’ delil olarak gösterildi.

Talep kısmında da, ‘yukarıda açıklanan nedenler ile Cumhuriyet Başsavcılığınızca kamu adına gerçekleştirilecek soruşturma sonucunda ortaya çıkacak kanıtlar çerçevesinde şüpheliler hakkında kamu davası açılması ve haklarında özel soruşturma usulü bulunan şüpheliler ile ilgili işlemin gerçekleştirilmesini arz ve talep ederim’ yazılması dikkat çekti.

Cihan CİHAN

Kaynak:
Bu haber toplam 112 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EKONOMİ
  • Patlayan su borusu köy meydanını gölete dönüştürdü
  • Mardin’e yeni vali yardımcıları atandı
  • İnşaattan düşen işçi hayatını kaybetti
  • Mardin’de kültür projesine destek
  • Mardin’de 665 kilogram kaçak tütün ele geçirildi
ANKET
Sizce insan en çok hangi durumda en çok ilgilenilen kişi olur?
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2017 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : 04824641346 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA